Bir isyan vakti için şu çılgın yüreğimi
Bayrak misali dalgalandırmaya hazırım
Her şey bitti denilen anda başlar savaşım
Hazırım bir bomba gibi fırlatmaya kalbimi
Yürüyorum kelimelerin en ölümcül sabahına
Usanmaz acıların zorba askeriyim ben
Umrumda değil ki gece ve krizantem
Bir zar gibi atılmış sanki dünyaya ten
Kentlerim ve kadınlarım yorgun ve bitkin madem
Gözyaşları yanaklardan süzülse de nafile
Rahat ve başıboş yürüyorum dünyada
Ne ölüm ne hayat ayartabilir kalbimi
Çözmek umrumda değil bu inatçı gizemi
Sayıların boğuk külfeti artık yok hatırımda
Başıboş ve dalgın, unutulmuş sokaklarda
Geceyi omuzlarından öpüyorken kar
Yüzümde gezinen hep bir alaycı tebessüm
Kalbimde yılların zehirli tortusu var
Sokak lambalarından yavaşça sızan ölüm
Gecenin karanlığını, sabahın aydınlığını
Ve ruhumun heybetini yanıma alarak
Dağların yalnızlığını koluma takarak
Aşıyorum teninizin engebesiz yollarını
Bakışlarımı bıraktım gözlerinizin ortasına
Kalbimi bir madalya gibi takıp da geldim
Sessizliğin ardında sesi,sevinçteki hüznü
Gözlerdeki bakışı,yarını ve bugünü
Avuçlara yudum yudum döken de benim
Varlığınızın topraklarına ulaşmak için
Şimdi uzaklardayım
Anlamım kalmadı artık
Ruhumun yakınındayım
Tenden vareste kaldık.
Ses ve sessizlik arasında
Ne sesim ne sessizlik
Bilinmezler içinde suskun bir muamma
Olup sokakların uykusuna öylece dağılırım
Karabasan olup çökerdi bana yazgım
Şehri buyur ederken bir konuk gibi soframa
Aşkın ve nefretin tanığıyken çehrem
Her şey bitti artık
Çocukların gülüşünü
Güllerin kokusunu
Hatıra tadında saydık.
Geçmiş ve gelecek
Arasında köprü olan
Eşlik ederdim dağların asırlık yasına
Korkunun ve yılgının surlarını yıkıyorum
Sevdanız, kalbinizin çağrısına hayli ketum
Oysa kalbim çoktan hazırdı hüznün sayhasına
O çirkin çehrelerden çevrilen simalar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!