Recep Akıl Şiirleri - Şair Recep Akıl

Recep Akıl

gözler

ne çok şeyi saklar

ve ne çok şey söyler

Devamını Oku
Recep Akıl

“Herkes haklıdır, kendi baktığı açıdan. Peki, haksız olan kim? Elbette karşımızdaki…”

Bu şekilde düşünmek çözüm mü üretir, yoksa sorun mu?

Her türlü insani duygu karşısındakine de aynen yansır ve onda da aynısının oluşmasına sebep olur.

Devamını Oku
Recep Akıl

Adam denizin içindeki masaya kurduğu çilingir sofrasında bir başına içip, kavuşamadığı sevgilisi için yas tutuyor. Sevgilisi evleniyor o gece. O da buna ağıt düzüyor.

“Meğer biz sevdiğimizi sanırken yanılıyormuşuz. Sözüm ona sevdiğimiz bizi hiç sevmiyormuş. Baksana gidip başkasıyla evlendi. Biz de limana yanaşmayacak gemiye boşuna halat atıyormuşuz.”

Süslü laflar… Ama bu monologda son cümleye ister istemez takılıyor insan.

Devamını Oku
Recep Akıl

"Che sara sara." İlk kez bir filmde duymuştu bu cümleyi. Adam öldürdüğü sevgilisinin mezarı başında ellerinde kelepçelerle dururken ağzından dökülen bu cümleyle film bitmişti. Bu filmi seyretmesinin üzerinden en az bir 30 yıl geçmiş olmalıydı. Kim bilir, belki de daha fazla… “Olacak olan olur,” anlamına geliyordu Türkçe'de bu deyim.

Göğüs hastalıkları uzmanının önündeki bilgisayara bakarken aklına nasılsa gelen bu İspanyol atasözünü fısıldayıverdi. “Bizde de buna benzer sözler mutlaka vardır, “ diye düşünmüştü bu atasözünü ilk duyduğu zaman.

Doktor sol akciğerindeki kitleyi bilgisayarında gördükten sonra tereddütle başını ondan yana döndürdü. Bilgisayarda görülen bu kitlenin ne anlama geldiğinin, hastasına bunu nasıl söylemesi gerektiğinin yolunu bulamamış olmanın kararsızlığı vardı yüzünde.

Devamını Oku
Recep Akıl



İsrail Filistin'de her geçen gün daha fazla toprağı işgal ediyor?

Sadece Filistin değil Suriye’ye ait Golan Tepeleri'ni de işgal altında tutuyordu, şimdilerde ilhak etmenin planlarını yapıyor.

Devamını Oku
Recep Akıl


Yarışma programında adama sordu sunucu: “Ne işle menkulsünüz?” Diye.

Adam cevap verdi: “Kitapçıda çalışıyorum.”

Tekrar sordu sunucu: Tahsil durumunuz?”

Devamını Oku
Recep Akıl

İnsanoğlu, iyi ve kötüyü ayırt edebilme özelliklerine ve akla sahiptir.

Ama tabi aklını doğru yönde kullanabirse..

Seçimlerinde ayırt etme yeteneğinden sapmaz, heves ve isteklerine yenilmezse..

Devamını Oku
Recep Akıl

Namaz çıkışı caminin bahçesindeki çay ocağının önünde değişik yaşlardan sekiz on kişilik bir grup oturmuş her halinden güngörmüş olduğu belli olan aksakalı bir piri faninin, öğrenmenin, öğrenci olmanın erdemlerinden söz eden sohbetini can kulağıyla dinliyor bir yandan da çaylarını yudumluyorlardı.

Lafın bir yerinde içlerinden genç biri araya girerek “İyi de hocam şimdi biz ne okuyalım?” diye sordu.

Yaşlı adam birkaç saniye gence baktı sonra yüzünde geniş bir gülümsemeyle “İlmihalini oku evladım, her daim ilmihalini oku. Tabi sadece sen değil buradaki herkes öyle yapsın. Ben hep böyle yapıyorum çünkü” dedi.

Devamını Oku
Recep Akıl

İman etmek ne demektir? En basit bir ifadeyle söylenecek olunursa eğer bu sorunun cevabı “Bir şeye çok kesin bir biçimde ve sımsıkı bağlanmak”, olarak formüle edilebilir.

Dini bakımdan söylenecek olunursa eğer, iman etmek Allah'ın bildirdiklerini itirazsız kabul etmek ve bu kabul ettiğini de dili ile söylemek demektir. Bunu yapan kişiye İslam dinine göre artık Müslüman gözüyle bakılır.

Herkes bilir ki İslam dinine iman etmenin 6 şartı vardır. Buna literatürde amentü denir. Nedir bu şartlar?

Devamını Oku
Recep Akıl

Osmanlı devlet yönetiminin Kanuni Sultan Süleyman Han’ın vefatının ardından (her ne kadar zaman zaman dirayetli hükümdarlar ve devlet adamları görmüş olda da) ehliyetsiz ve liyakatsiz ellere geçerek kan kaybetmeye başlaması, birkaç yüz yıl sonra Osmanlıyı tamamen ortadan kaldıracak olan bir örgüte kadar gelip dayanmıştır.

Zaten yüz yıllarca hem içeriden, hem dışarıdan maruz kaldığı ihanetler neticesinde iyice örselenmiş ve zayıflamış, toprak kayıplarıyla da giderek küçülmeye başlamış olan İslam’ın bayraktarı, Osmanlı İmparatorluğu her dönemde en büyük ihaneti, yetiştirip adam ettiği sonra da yetkilendirip görevlendirdiği kendi evlatlarından görmüştür.

İnsanoğlunun o zapt edilemez, önüne geçilemez amansız hırsını eğer birileri kullanmayı dilemişse mutlaka bir yolunu bulur ve onu kendisine kul eder. Yüz yıllar boyunca Dünya’ya hükmetme ve nizam verme iddiasını her zaman en yükseklerde tutmuş bir devlet elbette düşmansız olmazdı. Çok doğaldır ki Osmanlı İmparatorluğu da bunun dışında kalamadı.

Devamını Oku