Bir mesleğin uzmanı mı olmak istiyorsun? O halde çıraklığa talip olmalısın.
Çekiç ve örs arasında dövülen demir misâli, yıllar içinde iyice pişmeli ve tava gelmelisin ki ustalığı hak edebilesin.
Seyredip bakarak usta olunmaz. Bizzat işin içinde olmalısın.
Kısa ya da uzun her sohbetin bir sonu vardır diye biliriz değil mi? Öyle midir?
Gün gelir de fırsat çıkar, ya da gerekli görülür bittiğini sandığımız o sohbet kaldığı yerden devam etme imkânı bulmaz mı acaba? Kim bilir? Tabi ki zaman...
Öte yandan yaptığımız her sohbeti aklımızda tutmak zorunda hissetmeli miyiz?
İslam düşmanları için tek bir hedef vardır, İslam’ı yok etmek.
Eğer bunda başarılı olunamıyorsa hiç değilse yozlaştırarak içini boşaltmak ve bozmak.
İlk dönemden itibaren günümüze kadar bu hedeflerinden asla vaz geçmediler.
Aradığımız şey yaşanmış olanda değil yaşanacak olan zamandadır.
Dün başka türlü mutluydu insan, bugünkü mutluluğu ise başka sebeplere dayanıyor olabilir.
Çünkü mutlu olmak kişinin kendi ellerindedir.
"Dünyevi hiçbir şey için mücadele etmeyeceğim." diyebilmek insanoğlu için ne kadar da zor.
Fasit bir dairenin içinde bocalayıp duruyoruz.
Üstelik bu daireye kendimizi bizzat yine biz kendimiz hapsetmişiz.
İnsanoğlu kendisine bağışlanmış olan sonsuz nimetlere karşılık olarak Yaratıcısına şükretmeyi, şükredebilmeyi kendisine verilmiş büyük bir ödül olarak görmelidir
Ve ona gerekli olan değeri vermeyi bilmelidir ki ancak o zaman yaratılış amacına uygun hizmet etmiş olsun.
Rıza-i İlahi'ye uygun hareket etmenin yolu şükür nimetini gereği gibi kullanmaktan ve kişinin hayatının her anında şükretmeyi kendisinde alışkanlık haline getirmeyi bilmekten geçer.
İtalyan yazar Umberto Eco
"Kütüphanende okunmamış kitabın yoksa o kütüphane kitap deposudur." Demiş.
“Yiğidin hakkını yiğide teslim etmek,” diye bir deyim vardır. Yine “makul olmak, adil olmak, hoşgörülü olmak,” gibi ve daha bunlara benzer pek çok deyim...
Tüm bunlar ve benzeri deyimler insanın vicdan sahibi olması gerektiğini ifade ederler.
Zaten söz de vicdan sahibi olana söylenir.
İnsanoğlu kendisinden aşağı bir varlığa bağımlı hale geldiğinde Cenab-ı Rabbül Âlemin'in kendisine verdiği özgürlüğü kaybetmiş olur.
Özgürlüğünü kaybetmesi demek bu dünyasını da öte dünyasını da kaybetmesi demektir.
O halde bahşedilen özgürlüğe sıkı sıkıya sahip çıkılmalıdır. Bunun yolu ise gerçek manada özgür olabilmekten geçer.
Hayat yolunda asla tek başına başaramazsın.
İmkânların ne kadar sınırsız olursa olsun, ne kadar donanımlı, ne kadar güçlü olursan ol, yolun bir yerinde olabilir ki bunlardan hiçbiri işine yaramaz.
O zaman yapacağın şey, yardım almayı kendine kabul ettirmektir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!