“İyot nedir dede? ” Diye sordum
“Ne iyotu oğlum, o da nereden çıktı? ” dedi dedem.
“Dışarıda adamın biri ‘İyyooot’ diye bağırıyor ya,” dedim.
bırakıp gittiğin gün öldüm
sonra kendimi kendim gömdüm
öldüm ve gömdüm sonrası yok
yalan yok bir hiç oldum bilen yok
Yol medeniyettir. Yolun olmadığı yerde hiç bir şey olmaz. Yolun gittiği yere ise önce ticaret gider sonra yatırım gider.
Gelişmiş hangi ülkeye bakarsanız göreceksiniz ki bu ülkelerde kara yolları, hava yolları, demir yolları, (denizi olan ülkelerde) deniz yolları gelişmiştir.
Yolun yoksa ne kadar üretirsen üret ürettiğini ulaştıramayacağın için ürettiğin şey elinde kalır. Zaten son tahlilde satamayacağın şeyi niçin üreteceksin ki?
Bir toplumda çeşitlilik ve farklılıkların olması o toplumu zenginleştirir. Tektipçi bir anlayışı öne çıkartmak ise o topluma yapılacak en büyük zulüm ve kötülük olur.
Allah c c. Kur'an'da (49/13) "Ey insanlar şüphe yok ki biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabileleri ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir." diye buyuruyor.
İşte tam da bu sebepten farklılıklar ayrışma sebebi olmamalıdır. Onları iyide, doğruda, güzellikte birleştirmeli, önlerine yeni ufuklar açmalıdır.
Niyazi Mısri diyor ki "Cenab-ı Rabbül Âlemin isteyene vermez, istediğine verir."
Doğru söze ne denir? Ama bu demek değildir ki istemeyelim. Elbette isteyelim, cömertliği sınırsız olan Rabbimizden istiyoruz başka isteyecek kapımız mı var?
O'ndan isteyelim evet, başka hiç kimseden değil. Vermiyorsa da "bizim için hayırlısı odur," deyip rıza gösterelim.
Biri bir söz etmişse bu kişinin bu sözle ilgili olarak samimiyetini test etmenin tek bir yolu vardır:
Geçmişiyle bugününü kıyaslamak.
Eğer geçmişiyle bu günü arasında düşünsel ve eylemsel bir fark yoksa samimidir.
Evler, evlerimiz yuva olmaktan çıktığından beri toplanma mekânları olarak değil, dağılma mekânları haline döndü ve ne yazık ki ip koptu, darma duman olduk.
O evleri, evlerimizi yeniden yuva haline dönüştürebilir miyiz, bilemem, ama Allah Azze ve Celle dilerse olur tabi.
Lâkin biz ister miyiz? Sanmıyorum, çünkü özgürlüğümüzü (!) kaybederiz sonra. Böyle iyi, değil mi?
İnsan, bu dünyanın faniliği karşısında kendisini çaresiz olarak görüyor.
Çünkü biliyor ki ölüm dünyaya gelmiş olan her canlının başında ve bu gerçekle yüzleşmek gerekiyor.
Hani denir ya "yalan dünya" diye, işte tam da bu yalanın içinde gerçeği görmek demek kişiye ruh dinginliği kazandırır.
Aklına eser düşer yollara gidersin. Ya da mecburiyetler ayırır seni birlikte yaşadığın insanlardan, yerlerden.
Ama kim bilir zaman ve mekân içinde belki de ayrılmış olduklarınla yeniden bir araya gelip kavuşma imkânı ve fırsatı bulabilirsin hasret sona erebilir.
Lâkin hayat yolu farklıdır. Burada yola çıktı mı insan, geri dönüş bir daha asla mümkün değildir.
Bu dünyada taraftar olmak en kolay şey...
Hâlbuki taraf olmak, tavır almak gerekir. Çünkü taraftarlık pasifist, taraf olmak ise aktivist bir durumdur.
İnsan hayatı taraftar olmakla değil ama taraf olmakla bir değere sahip olur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!