341 - Yaşanan hayatın mantıklı görünüyor olması, o hayatın doğru yaşanmış olduğunu göstermez.
342- Hayat her hangi bir oyuna benzer. Her oyun gibi kuralları vardır ve belli bir süreyle sınırlıdır. Ve bu süre içinde kişi, oynadığı oyunu ne şekilde, kimlerle, niçin oynadığına bağlı olarak gerçek yaşamındaki asıl yerini bulur.
343 - İnsan fikren en iyi kendi fikrine karşıt fikirlerden beslenir. İşte tam da bu yüzden her birey düşünce ve fikirlerini rahatlıkla söyleyebilmelidir ki düşünsel bir gelişim gösterilebilmiş olunsun. Dediğim dedikçi bir tavır hem toplumsal hem de bireysel gelişimin baş düşmanıdır ve aynı zamanda zorbalığı getirir. Zorbalık da baskı ve zulmü…
351 - İnsanın muhatabının yüzüne karşı söyleyemeyeceği bir sözü, arkasından söylemesinin hiçbir anlamı ve değeri yoktur. Çünkü arkadan konuşmak insan olana yakışmaz.
352- Güven tek taraflı bir duygudur, tıpkı sevmek gibi. Ve elbette kişiye özeldir. Ve yine güvenmek her hangi bir nedene ya da şarta bağlı değildir. Bu yüzden “Bana güven ,” diyen birisine güvenmemek en iyisidir çünkü güven duygusu sessizdir, dili yoktur konuşmaz. Ama kendisini her an hissettirir.
353- Yapılan bir iyilikten dolayı karşılık beklemek değersizleşmeyi göze almak demektir. Amaç, ne yapılmış olunursa olunsun Allah'ın rızasını gözetmek olmalıdır ve eğer bir karşılık beklenecekse kul olarak kuldan değil, Yaratandan beklenmelidir.
361 - Doğru bildiklerimizi ne kadar çok kişiye ulaştırıp etkinleştirir ve benimsetebilirsek yanlış olduğuna inandıklarımızın insanlar üzerindeki etkilerini o oranda azaltmış oluruz.
362 - İnsanların bir birilerini anlamalarının yolu dinlemekten geçer. Kişi dinlerse görecektir ki onu da dinleyenler çıkacaktır.
363 - Mutluluk hedef olmamalıdır. Sadece gelip geçilecek bir menzil olarak da görülmemelidir. Çünkü gelip geçerek geride bırakıldığı zaman elde kalmaz.
371 - İnsan kaynaklı olarak ortaya koyulmuş hiçbir söz, fikir ve anlayışa dayanan mutlak bir doğru yoktur. Tek mutlak doğru Allah kelâmıdır.
372 - Ateşin yanması ve yakması kendisinden kaynaklanan bir durum değildir. Amili öyle murat ettiği için öyledir.
373 - Tarihten ders çıkartmayı bilmeyenler kendi tarihlerini de doğru bir biçimde yazamazlar.
251 - Mutlu olmak için kimseden yardım aramak gerekmez. Çünkü mutluluk, biz onu terk etmiş olsak bile o bizi hiç bir zaman terk etmez ve gömüldüğü yerden çıkartılmayı bekler.
252 -İnsan etrafında nasıl insanlar görmek istiyorsa o şekilde olmalıdır. Kendisinde olmayan bir şeyi bir başkasından beklemesi kişinin hem kendisine hem de karşındakine haksızlık yapmış olması demektir. Sen, sen ol hiç değilse kendine olsun haksızlık yapma. Kendisine adil olan herkese adil olur.
253 - Düşünmek insana özgü bir şeydir. Zaten düşünebildiği içindir ki insan diğer yaratılmışlardan ayrıcalıklı bir yere sahiptir. İşte bu yüzden kişi bu ayrıcalıklı yerini kaybetmek istemiyorsa eğer içgüdüsel hareketlerle hayatına yön vermeye kalkışmamalıdır. Aklını değil de içgüdülerini kullanan insan hayvanlaşma eğilimi göstermeye başlamış demektir.
261 - Olana hikmet gözüyle bakmak gerek. Bilgelik odur ki görüneni değil ardını görmektir.
262 - Hiç olmak bile bir şey olmaktır: Hiç olmak!
263 - Yenilmesi gereken asıl düşman öfke ve umutsuzluktur. Bu ikisi ortadan kaldırılabilirse eğer hayatın zorluklarına daha büyük bir direnç gösterebilir insan. Huzur ve mutluluğa daha kolay ulaşabilir, ömrünü daha bir anlamlı kılabilme şansı artar
21 - Hani derler ya "Tebdili mekânda ferahlık vardır," diye. Bence hiç de öyle değil. Eğer, gittiği yere kendisiyle birlikte hayat tarzını da götürüyorsa insan, mekân değiştirmenin hiçbir anlamı olmadığı gibi faydası da yoktur. Bedava zaman kaybı...
22 - Hayat adildir, herkese hak ettiğini verir. Ölüm de adildir herkese eşit davranır. Ve her ikisi de sen varsın diye vardır.
23 - Sorumluk duygusundan uzaklaşmak kişisel -dolayısıyla toplumsal- yozlaşmanın fitilini ateşler. Yozlaşmak ise bozulup çürümeye sebep olur.
231 - Bir işle uğraşarak ortaya bir şeyler çıkartıp üreten insan, iş yapmanın ne kadar zor bir şey olduğunu bildiği için her hangi bir işin ucundan tutan birinin yaptığı hatalar karşısında daha hoşgörülü ve anlayışlı olur.
232- Güngörmüş olmak için illa belli bir yaşa gelmiş olmak gerekmiyor. Güngörmüş olmak demek hayata baktığınız pencerenin ne kadar temiz olduğuyla ve o pencereden neyi görüp tefekkür ederek algıladıktan sonra nasıl aktardığınızla ilgili bir durumdur.
233- Her düşündüğümüz bize doğruymuş gibi gelir. Ama aslında öyle midir? Bunu öğrenmenin en kolay yolu fikirlerimizi ortaya koyup, doğru olup olmadıkları konusunda onları teste tabi tutmaktır.
"Hakkı sen aşure nasıl yapılır bilir misin? " diye sordu yemeni ustası, aşure yapan kadınları izlerken yanındaki delikanlıya.
"Hayır," dedi delikanlı. "Bilmiyorum ama anam çok güzel yapar aşureyi."
"Bak ben sana anlatayım Hakkı, aşurenin nasıl yapıldığını" dedi yemenici. "Aşurenin içine bilindiği gibi pek çok malzeme katılır. Ama bu malzemeler bir araya getirilmeden önce her birisi kendi başına pişirilir.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Kadir Gecesi münasebetiyle Ayasofya'da dini bir etkinlik düzenlemesi ve sabah ezanı okutması Yunanistan'ı çok rahatsız etmiş.
Bildiğimiz gibi Ayasofya İstanbul'un fethinin en büyük ganimeti olarak camiye çevrilmiş bir kilisedir. Yüzyıllarca fethin simgesi olarak cami görevi ifa etmiş cumhuriyetle birlikte bir hükümet kararnamesiyle müze haline getirilerek bu özelliği elinden alınmıştır.
O günkü hükümetin niçin bu şekilde bir karar verdiği konusu ayrı bir tartışma konusudur ama son yıllarda Ayasofya'nın yeniden cami olarak hizmet vermesi yönünde halkta bir beklenti oluşması ve bazı hareketlerin bu beklentiyi beslemesi başta Yunanistan olmak üzere Hıristiyan batı dünyasını tedirgin ediyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!