Batıdan doğuya gidip oraları görenlerin kafasında oluşan ilk şey "Bu bölgede sorunun çözülebilmesi için fakirliğin ortadan kaldırılması gerekir," düşüncesidir.
Evet, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi ekonomik bakımdan batı bölgelerine oranla çok geridedir. İş ve gelecek kaygısı bölgenin gençlerini umutsuzluğa itiyor. Önlerini göremiyor olmaları büyük bir sorun ama bununla bir şekilde baş etmesini öğrenmişler.
Bölgeyle ilgili olarak asıl büyük sorun Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin daha ilk kuruluşundan bu yana bu bölgede yaşayan Kürt halkının üzerinde uygulamış olduğu asimilasyon politikaları ve bu politikalardan vazgeçmeye de niyetinin olmayışıdır.
gün düşer zambakların üstüne
ve ben
hâlâ sana hasretim
etme gel
gün düşer ömür biter
Ezan sesi ikindi olduğunu haber veriyordu. Bu da artık yavaş yavaş evlere doğru dağılma zamanının gelmesi demekti. En azından kendilerini bir göstermeliydiler ki evdekiler merak etmesinler.
“Ben eve gidiyorum” diyerek oyundan ayrıldı Koşarak eve doğru yöneldi. Bir solukta evinin sokağa açılan bahçe kapısına vardı.
Bahçesinde ve içinde oyun oynadıkları, kendi aralarında ona “bozuk ev” dedikleri metruk bina ile evlerinin arası elli altmış metre ya vardı ya yoktu. Bahçe kapısından içeri girdi. Annesi evde değildi. İki kardeşi bahçede ağaçların altında oynuyordu. En ufak kardeşi de içeride beşiğinde olmalıydı.
Satrançta bilindiği gibi çeşitli taşlar, bu taşların her birinin de tahta üzerinde belli bir değeri vardır.
Oyun ilerledikçe ve zamanı geldiğinde bu taşlardan birini feda etmek gerektiğinde işlem gerektiğinde en değersiz olandan başlar.
Oyunun yazılı olmayan en basit kuralıdır bu. Aslında kuraldan çok bir görüş, bir tercihtir.
ezanlar okunuyor şehrin üstüne
gece yırtılıyor an be an
yıldızlar ışıklarını kapatırken gülümsüyor sabah
ve rüzgâr senin şarkını söylüyor
hayalin gözlerimde şimdi
dondu beni izliyor
o eski pikaptaki plak
senin şarkını söylüyor
ne çabuk geçti zaman
bu yorgun bezgin ruhum ağır ağır ölüyor
Totaliter anlayışların hâkim olduğu toplumlarda iktidarlar, merak eden, araştıran, soran, soruşturan birey ve bu bireylerden teşekkül etmiş bir toplum istemezler.
Çünkü bu kavramları içselleştirmiş bireylere sahip olan toplumların yönetilebilmesi için demokrasilerinin öngörmüş olduğu asgari şartların topluma hâkim hale getirilmesi gerekir.
Aksi takdirde o toplumu yönetmek imkânsız hale gelir.
İnsan Allah’ın yaratmış olduğu canlılar içinde en değerli olanıdır. O kadar ki onu yeryüzünde kendisine halife yapmıştır.
Her ne kadar işlemiş olduğu günah sebebiyle Cennet’ten yeryüzüne gönderilmişse de bu günahından dolayı ebedi affedilmemiş değildir.
Bazı batıl dinlere göre insanoğlu daha dünyaya gelirken günahkârdır ve bu günahı sebebiyle hayatı boyunca diyet ödemek durumundadır.
Dua kelime olarak, çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek anlamını ifade eder.
Dinimizde ise dua, Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf etmesi, sevgi ve tazim duyguları içinde lütuf ve yardım dilemesi anlamını taşır.
Dua, sınırlı ve aciz olan insanoğlunun sınırsız ve sonsuz kudret sahibi Allah ile kurduğu diyalog ve köprüdür.
sürgünlerde yıllanmışım
yalan olup harcanmışım
bütün uğraş boşa gitmiş
madrabaza aldanmışım
sür git gitmez dünya böyle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!