Şiir… Evet, çeşit çeşit… Meselâ uzun şiirler vardır. Okursunuz ve şiir boyunca şairin istediği, bazen de sizin istediğiniz bir yolculuğa çıkarırlar sizi; hüzünlü, sevinçli, mutlu ya da umutlu yolculuklara.
Bir de kısa şiirler var; birkaç kelimelik bir iki cümlelik. Vurucudurlar, o kısacık halleriyle söyleyeceklerini söyler, kenara çekilirler ve sizi kendinizle baş başa bırakarak ortaya çıkardıkları etkiyi seyre koyulular.
Şiirler evet… Hepsi başka, başka… Sessizdirler, siz okuyunca ses verirler.
Soru sormak bilmediğini öğrenmek içindir ama aslında çoğu zaman sorular muhatabın bir şeyler öğrenmesini sağlamak içindirler.
Bu sebepten biri bir soru karşısında "Sen bilirsin" diyorsa, bu "Öğrenmek istiyorum" anlamı taşır.
İyi bir öğretmen dersine soru sorarak başlayan öğretmendir. Çünkü soru sormak karşıdakini düşünmeye sevk eder, meraklandırır, anlatılana dikkat etmeyi sağlar.
İnsanın Allah’ın rızasını kazanmak için yapmış olduğu kişisel ibadetler sadece kendisiyle ilgili oldukları için aslında pasifist bir durumdur ve sadece kendisine bir fayda sağlarlar.
Elbette bunlar gereklidir. Üstelik farz olanları mecburidir de.
Oysa kendisinin dışında başkalarının faydasına olan bir takım işler vardır ki bunlar riyasızca yapılabilirse eğer kişinin daha hızlı yol almasına sebep olabilirler.
Siyaset arenasında siyasetçilerin birbirlerini harcaması vakıayı adiyedendir ama sonuçları her rejimde farklı olur.
Demokratik rejimlerde harcanan siyasetçi siyasi kariyerini bırakır köşesine çekilir ya kitap yazar ya da balık tutar. Bir başka deyişle harcandığıyla kalır.
Ama otoriter rejimlerde öyle midir? Harcanan harcanmakla kalmaz hayatını da kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır ve hatta çoğu zaman hayatını da kaybeder.
İslam toplumlarında sabah namazı kılındıktan hemen sonra erken saatlerde halkın işine gücüne giderek ailesinin rızkını temin etmek için çalışıp çabalamak gibi kadim bir gelenek vardır
Güne erken başlamak yapılan işten elde edilen kazancın bereketlenmesine vesile olur. Özellikle kısa kış günlerinde bu durum daha da kıymetlidir
Öte yandan erken kalkmak toplumda tembelliğin yayılmasının da önüne geçer. Zaten asıl önemli olan da budur.
Ortak değerlere sahip olmayan topluluklar çürüyüp yok olmaya mahkûmdurlar.
Bu sebepten millet olarak varlığımızı sürdürüp gelişebilmemiz için referanslarını yüce dinimiz İslam'dan alan değerlerimize kıskançlıkla ve ölümüne sahip çıkmalıyız.
Aksi takdirde yok olmak mukadder olur.
Yıllar önce yazar Ergün Göze'nin bir yazısında okumuştum. Osmanlıda minarelerin şerefeleri (çok şerefeli olanların en üstte olanı) caminin ana kubbesinden yüksek olmazmış.
Bunun sebebi o binanın bir ibadethane, bir mescid olma özelliğine saygıdan ötürüymüş
.
Sonraları bu özelliği, gördüğüm her yeni camide arar oldum. Ve ne yazık ki gördüklerim içinde bir tanesinde bile denk gelmedim.
Ne çok şeye zaman buluyoruz değil mi? Meselâ sosyal medyada saatlerce oyalanıyoruz ama burada harcadığımız zamandan bir saat ayırıp elimize bir kitap alarak bir kaç yaprak okumaya üşeniyoruz.
Günde beş vakit namaz kılmak her Müslümana farz. 24 saat içinde sadece bir saatimizi ayırsak bu ibadetimizi yapabiliriz ama televizyon başından kalkıp da bir türlü abdest almaya doğru lavaboya yönelemiyoruz.
Ya da ne bileyim elimizdeki telefonu bırakıp kendisiyle ilgilenmemiz için gözümüzün içine bakan evladımızı görmüyoruz.
Allah’u Teâlâ insanı hiç eksiksiz yaratmıştır.
Ve tabi bu yaradılış esnasında ona çeşitli hasletler de vermiş; uygulaması halinde ortaya çıkacak olan iyilik ya da kötülük yapma melekesi gibi veya cimrilik - cömertlik gibi ve dahi bunlara benzer pek çok özellik.
Kişi zaman içinde bu özelliklerden hangilerini öne çıkartmayı tercih etmişse onlarla anılır onların kendisine kattıklarıyla yaşadığı toplumda bir yer kazanır.
Dua kelime olarak, çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek anlamlarını taşır.
Dinimizde ise dua, Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf etmesi, sevgi ve tazim duyguları içinde lütuf ve yardım dilemesi anlamını ifade eder.
Dua, sınırlı ve aciz olan insanoğlunun sınırsız ve sonsuz kudret sahibi Allah ile kurduğu diyalog ve köprüdür.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!