Ercan Kara Şiirleri - Şair Ercan Kara

0

TAKİPÇİ

Ercan Kara

Sen geldin, göğün göğsü yırtıldı, içimin sızısı gibi,
Bir sınır boyundan ötekine uzanan o hırçın öfkeyle.
Durgun suların aynasına düşerken o vahşi aydınlık,
Hesaplaşıyordu karanlık, kendi dehlizleriyle.

Uzak dağların kıvrıldığı o adsız boğazda,

Devamını Oku
Ercan Kara

Günün rengi çekilir dağlardan,
Ne karanlık ne aydınlık.
Dışarıda toprağa düşen ince yağmur,
İçeride, uğuldayıp duran
O eski rüzgâr.

Devamını Oku
Ercan Kara

İşte geliyorlar.
Çırılçıplak gökyüzünde ve bir melek haykırışında
Bütün ihanetler dökülüyor gün yüzüne.
Yalanın süslü zırhı eriyor tek bir bakışta,
Sığınılan kuytu gölgeler can çekişiyor ayak uçlarında.

Devamını Oku
Ercan Kara

Yeşil, o ipek elbiselerini soyunuyor yamaçta,
Sarı bir duruluk çöküyor vadinin tabanına.
Sonra o keskin dağ havası,
Ve her şeyin sustuğu o ıslak kahve.

Asırlık bir taşın üstünde duruyor ömür.

Devamını Oku
Ercan Kara

Önce o ilk mürekkep düştü gecenin göğsüne,
Kelimeler, vaktin bağrında kendi kaderini yonttu usulca.
Oku dedi o ses, okunacak ne varsa hayata ve zamana dair,
Söz, beyazın o lekesiz yurdunda mukaddes bir sığınak buldu kendine.

Fakat o lekesiz sığınaktan tekinsiz patikalara taşar harflerin ruhu,

Devamını Oku
Ercan Kara

Yurtsuz bir rüzgâr esiyor kentin kalbinde,
Sığınacak tek bir duvar yok bu kargaşada.
Zaman bir kapı aralığında dondurmuş en eski sızıyı;
Gövde başka bir iklimde solar, ruh başka bir takvimde.
Beyhude bir mucize nöbeti tutuluyor dilsiz kıyılarda,
Aklın göç ettiği yer başka, ömrün çakılı kaldığı yer başka.

Devamını Oku
Ercan Kara

Kaya çatlaklarından sızıyor o sert bakır rengi,
Yukarıda bulutlar, keskin bir kireç beyazı.
Burada yapraklar dalından öyle usulca düşmüyor;
Kuru bir gürültüyle, toprağa çarparak eksiliyor orman.
Güz, bu yüksek sırtlarda sızlanacak bir veda değil,
Kurulmuş bir mahkeme gibi dikiliyor karşımda.

Devamını Oku
Ercan Kara

Şiir yazmayı bıraktığım gün öldüğüm gündür.
Bir daha dokunmamaktır dünyanın kalbine,
Kuşların kanadındaki o gizli ritme,
Ve rüzgarın fısıldadığı o eski kadim dile.

Eğer susarsa içimdeki o deli nehir,

Devamını Oku
Ercan Kara

Güneş doğudan kuşanırken ilk yaldızlı zırhını,
Bir çağın uyanışı fısıldar kayaların bağrına.
Doğuyla Batı’nın, iki uçurumun kesiştiği bu yerde,
Gözlerine mühürlenmiş heybetli bir silsiledir duruşum.

Taşların kalbine sızan sessiz ve köklü sitem,

Devamını Oku
Ercan Kara

Sümer tabletlerinde kuruyan o ilk hasret,
Asur surlarından taşan amansız bir kuşatmadır.
Babil bahçelerinde büyüyen o mağrur öfke,
Roma sütunlarını kökünden sarsan yıkımdır.

Fethi imkansız sanılan kapılar birer birer devrilir,

Devamını Oku