İşte geliyorlar.
Çırılçıplak gökyüzünde ve bir melek haykırışında
Bütün ihanetler dökülüyor gün yüzüne.
Yalanın süslü zırhı eriyor tek bir bakışta,
Sığınılan kuytu gölgeler can çekişiyor ayak uçlarında.
Maskeler dökülüyor birer birer toprağa,
Zaman, tekinsiz bir sarkaç gibi vuruyor göğüslere.
Sessizce beslenen sızı, bu zehirli yara,
Şimdi deli bir nehir gibi akıyor darmadağın şehirlere.
Ne kaçacak karanlık bir dehliz kaldı geride,
Ne de ardına gizlenilecek sahte tebessüm.
Kendi elleriyle kazdıkları o derin kuyuda,
Yalnızca çıplak hakikat kalıyor geriye; apaçık ve mühürlü.
Yansın ne varsa, küllerinden tanısın tarih kendini,
Asur’un sarayları, Babil’in asma bahçeleri devrilsin!
Sümer’in tabletlerinden silinsin kralların kibirli ismi,
Roma’nın mağrur sütunları bu gece yerle bir edilsin!
Yıkılsın geçmişi bugüne bağlayan bütün köprüler,
Zamanın kadim surları çatlasın bu çıldırtıcı ağrıyla.
Kırılıp dökülürken taştan ve ihtişamdan örülen mabetler,
Dünya, uyansın bu lirik ve vahşi uyanışla!
Tarık Bin Ziyad gibi çektim kılıcı dalgaların alnına,
Yaktım geride kalan ne varsa, dönüşü olmayan o kıyıda!
Granada alev alev yanıyor şimdi, kızıl bir rüya gibi,
Küller savruluyor Elhamra’nın dilsiz odalarına.
Elveda ey sığındığım sahte liman, ey gölgesinde büyüdüğüm eski dünya,
Elveda içimde çürüyen nehir, bağrımda beslediğim sessiz sızı.
Gözyaşımı bu yangının tam ortasında bırakıp akşama,
Kendi ellerimle boğuyorum geçmişe ait her anıyı.
Ve şimdi, küllerin arasından doğruluyor o mağrur sancak,
Gemileri yakanların alnında parıldıyor en saf şafak.
Yıkılan sarayların, devrilen tahtların ve alevlerin ardından,
Mutlak hakikat kazanıyor bu savaşı, mutlak ve apak!
Kayıt Tarihi : 18.10.2026 19:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!