Grileşmiş hayallerim...
her şey gibi rengini kaybetmiş sevmelerin,
Aşkın.. tenden öteye geçemeyen bir sancı gibi,
Kabullenemediğim gerçekliğinden yüz çeviriyorum bu gün,
Seni çok farklı zannederken meğerse ne kadar sıradanmışsın bu gece...
İçimdeki sevgini sökerken, neyle yama yapacağım bilemiyorum.
Burası renkli düşler ormanı değil,
İçine düştüğüm kara ormandı belki de,
Burda sadece Yılanlar yok...Hortlaklar,Vampirler, Rahipler de var..
Her bir canlıyı,değiştirdi bu orman..
Öyle ya..
Burda herkes üzerinde farklı bir günahı taşır,
Mesele , bırakman yada gitmen değildi sen olayı yanlış anladın galiba...
Ben.. boşluğuna alışamadım ... Artık sol tarfımı yokladığımda orda yoksun.. olmayacaksın ...
Alışırım zannettim epey bir zorlayacak sanırım ..
Neden kuruntular zihnimi sarıyor?
Sembolik bir mühür değildin kağıtlara basılan,
Kalbinin kelamı kahretti kişiyi,
Kesayet kurşunladı kafesinde,
Kindardın kelimelerin küfürdü,
kendini, kişilerde keşfetmek kutsaldı
Kamelyalarım kan kızılı,
Düşüncelerime göre şekillenen cennet misin?
cehennem mi?
Heybemde olan günahım mısın? Sevabım mı?
Sol tarafımda olan sızı mısın? Mutluluk mu?
Sen nesin? Rüzgar mı? Yoksa bulut mu?
Stokta olmayan kasımpatı gibisin , elbette bunun ardından bir nesnellik yok. Nadirliği temsil etmekte bu ifade. kabul etmeliyim ki sana kibir bile yakışıyor. Bizim gibi sıradan insanların , ancak bakmaktan bile çekindiği ve ulaşılamaz gördüğü bir noktadasın.. insan kendi zihniyle çatışır mı? Çok güzel fakat bi o kadar yalnız görünüyorsun...
Yorgun organlarım düşünmekten, mümkün olsaydı şayet yedek parça bulmak isterdim yorgunluklarını almak için... şair derdi ya" bu şehir gibi , sende beni çok fazla yanlış anlıyorsun"
Midasın ellerine sahip değilsin..
Artık dokundukların altına dönüşmüyor,
Değdiğin yerdeki , canlılık son buluyor,
Karanlıkta yürüyen, o yolcu sen misin?
Kalbin tutuklu bu diyarda,
Çözemedim kimyanı,
Ruhumu dönüştür simyan ile...
Eksikliklerimi bulup tart, mizan ile..
Hayallerimdeki umuda bir suikast eyle..
Gölgelerde beklersin ilk fırsatı,
Hüzün ve mutluluk bir yerde,
Düşmeden anlaşılmazdı,o derde,
Kulpu kırık bir fincanla, kederde,
Anlattıklarımız,bu kaosta ne kadar ederde?
Siyah ve beyazla bezenmiş bir hayat,
Belli.. artık yetmiyor forza'm sana yeniliyorum,
Düşüncelerim.. deniz dalgaları ve nemden dolayı korozyona uğramış,
Her fikrimde biraz daha derine , her adımda kayboluyorum zihninin derinliklerinde...
Buraya nerden vardım? En son yaşam denilen uçurumdan atlamıştım...
Kokina çiçeği gibi toprak kokarken sen ,
Ben , yağan yağmurlardan kaçıyorum...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!