İçimde soğuk bir savaş,
İnsan kendisiyle savaşırmı hiç,
Kendine ceza kesermi sevdadan ötürü,
Oysaki çok zahmetliydi bir fideyi yetiştirmek,
Yaprakların birer birer sararışını izlemek,
Kalp bu esnada ne hisseder bilirmisin
Tüm renkleri barındıran ışık nasıl beyaz oluyor? Ben renk paletindeki her rengi karıştırırken siyahta buluyorum kendimi...
Düşlerimi hangi renge boyayacaksın ince ve narin ellerin ille... Füme mi?
Dokunduğunda hayallerimi çalan sen değil misin?
Bakarken ve tüm bunlar olurken, behşuşlukta görüyorum seni ...
Bahçende var olan çiçek mevsimi , içlerinde bundan keyifsiz bir gölge çiçeği...
Denizde,fırtınalı bir gecede yolculuk eden bir gemi..
Yıl 1727...
Kaptan kamarasında ,seyir defterine şu dizeleri yazıyordu.
Ey benim limanım ,fener kulem , pusulam,
Bana kuzeyi gösteren kuzey yıldızım..
Yorgunum...
5 dakika daha dinlensem geçer mi? Bilmiyorum...
Belâgati konuşman'dan anlamıştım , zaman seninde aleyhine işliyor...
Uzun zamandır savaş vermekteyiz , öyle ki ne için savaştığımızı bile unuttuk...
Ruhsuzlukla itham ediyorlar bizi , nerede veya kim tarafından yargılanacağız bu dünyada , onu da bilmemekteyim ....
Derinlerde .... birbirimizi anlasakta bir şey geride tutuyor bizi ,
Gül zannetmiştim dikendi,
Kül ederdi sözleri..bitendi,
Gel demezdi..hep iterdi,
Ben şarap zannettim, aslında eterdi.
Neydi elinde tuttuğun?
Parmaklarına değdi mi çamurun kahverengi,
Hayat... İlk anımı çaldığından beridir gerginim,
İnsan istemez miydi?
Uçsuz... bucaksız ve de engin,
Yaşamak... Bütün olumsuz duygularla zengin.
Aradın fakat bulamadın mı hiç dengini,
Ve griydi geçtiğin sokaklar...
Her sokağın rengini çalardı adımların,
Gömleğimde bir mürekkep lekesidir geçmeyen hayat yorgunluğu...
Sahi neredeydi son durağın? Daha kaç şehir solacaktı renksizlikten ötürü...
Akrep ve yelkovan birbirini kovalarken, sen her saniyeye nasıl nüfuz ediyorsun...
Belki bir gün günbatımı'nı izleriz seninle,
Sen bana batık bir ülkenin hikayelerini anlatırsın,
İçinde çocukların hep güldüğü, yetişkinlerin olmadığı bir ülke...
Eski zamanlardan bahsedersin , insan sözlerinin çok değerli ve sözün senet olduğu o zamanlar .
Ah gene hayale daldım sana bakınca kusuruma bakma olur mu?
Hançer mi sözlerin?
Kor olan gözlerin,
Sesini özlerim,
Her yerde tuzakların...
Biliyorum tutamayacaksın elimden,
Bu şehir..kalbin gibi enkazlarla dolu,
Kurtarma ekipleri bir umut seni arıyor,
Umudunu kesen insanlar hayata devam ediyor.
Sahi neydi kalbini bu kadar harabeye çeviren şey?
İnsanlar mı anlamadı seni?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!