Akşam üstüydü.
Gün gitmiş, hava kararmıştı.
Tuhaftı…
Bu mayıs akşamında fırtına ne geziyordu?
Bu telefon neden bu kadar acıklı çalıyordu!
Aralamak gerek kilitli kapıları
Uçurmak gerek semaya aşk kuşunu
Hayat kısa,
Kavuşturmak gerek, Aşık'ına Maşuk'unu
Hep aynı masada dökülür şiirler yere
Toparlayamazsın
Acemisindir her defasında
Korkup kaçarsın
Bir ayrılık kuşu daha uçurdum bu sabah kalbimden
Yüreğimin alazlanan yangınında inat
Gözlerimin sağanak yağmurlarında yıkadım tüm mazimizi
Güneşe sermedim bu kez, yaş tutmasınlar diye
Çekildi altımızdan Aşkla serilen çarşaflar
(Hala diyenler varsa bıraksın şu "doğduğun evden öldüğün eve" sahtekarlığını ve sorumluluk ihlalini)
Bir kadın
Kocası aç bıraktığı ya da vurduğu zaman değil
Babası o Kadına kapısını kapattığı zaman ölür
Çözmek zorunda olduğunuz şeylerden ivedi çözülmelisiniz
Yoksa daha çok düğümlenirsiniz
Ve bağlanmak zorunda olduğunuz şeylerle acilen düğümleniniz
Yoksa düşersiniz
Ah sen mi güzeldin
Yoksa sana olan sevgim mi
Ya da içim dışım çiçekti de
Ben bahar mı sandım seni
Söylediklerinle değil
Yaptıklarınla hatırlayacağım seni
Sen ki
Ağzından bal damlarken
Tıpkı bir arı gibi,
Bak Sevgili
Yüreğimizdeki Kelebeği boşuna öldürdün
Çünkü benim yerime yüreğine bastığın o kuşlar
Bir gün senden göç edip açacaklar
açık denizlerde yüzen bir balığım ben.
hem elinden her an kayabilir,
hem de avlanılabilir olan;
oltacısına göre...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!