Hiç görmeden sevebilmek seni
Aşka bile kafa tutmaktı belki de
Doğa olaylarını çiğnemek
Yer çekimini dahi tenimize uyarlamaktı
Öyle bir yerde, öyle bir haldeyim ki; bazı şeylere artık sabrım yok.
Bu sabırsız biri haline dönüştüğüm için değil, aksine hayatımda artık beni mutsuz eden ya da yoran şeylere vaktimi harcamak istemediğimdendir.
Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere ve hangi konuda olursa olsun haksız talep ve beklentilere sabrım yok artık benim.
Hani sen
Öyle çok istiyordun ki büyümemi
İşte ben büyüdüm Anne
Çakmak çakmak yıldızlar yerine gözlerimde
Çakmak taşı acılar birikti
Belki de haklıydın
Taşıyamazdın
O kuş tüyü yüreğinde
Büyük bir Aşkın ağırlığını
Eğer üstüme gelen dalgalara dayanıyorsa yüreğim
Bunda payın çoktur
Ve en ufak bir kıvılcımla yanıyorsa içim
Bunda da payın çoktur
Ey Hayat
Yoruldum senden
Merhabasız bir hayatın
Hoşçakalsız gitmeleri
Derler ki
Dillere düşmüşüz seninle
Adınla anılıyormuş günahlarım
Fakat hiç kimse bilmiyor ki
Ben Havva ve Adem'den beri hep günahtım
Artık hiç şiir yazmıyorsun dedi
Tüm güzel duygularımın katili olan
Dedim; şiir yazılmaz ki, yaşanır
Yaşanmayan şiir sadece aldatmacadır
Üstelik şair değilim ki ben, şiirin ta kendisiyken
Bir şarkı duydum
Karşı adadan
Dili Suzi
Nefesi Dildar
Dostlar dedi dur
Yaş 23, üniversiteyi yeni bitirmişim.
Bitirir bitirmez memuriyete atılmış, henüz kendimi dahi tanıyamadan, Dünyayı, bana zorla dayatılan hayatı, bilmediğim şehirlerde bilmediğim kültürleri tanımaya, anlamaya çalışırken, bunun yanı sıra kimliğime çakılmış bir yabancı ve kucağımda ona ait masum bir bebekle, yabancı olduğum bu hayata uyum çabası içindeydim.
Ve bunca şey olurken hayatımda, yaşım henüz 24 olabilmişti.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!