Dağ bilmez çiçeğin hal kokusunu
Kuşlar hiç anlar mı yol yokuşunu
Zalimin akrepçe söz sokuşunu
Sineye çekerek dert çekenler var
Şiire dalınca o mahmur gözlerin
Eylül hüznü verir hüzzam sözlerin
Akşam fasılı mı eyy dağlar gülü
Çiğdem kokan mor gülüşlü göklerin
Yarını mechül bir akşamüstüdür hayat...
İkiyüzlü olmadan, insanları kırmadan, incitmeden vakti gelince bir hoş seda bırakıp gitmektir bu dünyadan....
bu ne boşvermişlik, nedir senin bu halin...
herahat vaktinde şiir yazmakta nedir...!!??
bu kadar mı ruhun aç, bu kadar mı gönlün dargın....
hem sen çayı hiç sevmezdin...
hangi şiirin sarhoşu oldun,
hangi akşam yelini soldunki çay içip türkü dinliyorsun....
yanık türkü olmuş geçen seneler
gam sökün-sökün, hicranlar beler
dedim alayım mı yürek acından
bir bulut ucundan aktı gözleri.
yüzüne nüksetmiş yârin sitemi
sana ses olayım, beni sesimden öp
seni anlatayım, beni acılarımdan öp
en iyisi susayım, beni susuzluğumdan öp.
gölgem düşmüş gecene,
üşüyorum
hiç bir tapınak ruhumu temizlemez,
sen tutmazsan elimden, temizlenmez.
yüreğindeki, sen değilsen,
kimdir ?
her zerresi ay perdesi,
şarabın kırmızı rengine aldanma, fazla örselersen
kokusu siner
sapık zihniyetten gebe kalanlarda piç davranışlar
zühur eder.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!