Af, aman harici laflar hoş olmaz,
Metafizik soluk almaktır, namaz.
Umutla açılmış eller boş kalmaz,
Metafizik soluk almaktır, namaz.
Umuda doğan güneş, umutsuzluğa batar.
Mucize ummuyorum, mucize bekliyorum.
Sabah neşeyle kalkan gece hüzünle yatar,
Mucize ummuyorum, mucize bekliyorum.
Kaç vadiye gömdüm can kırıkları,
Müebbete mahkum ettim ben seni.
Dört bir yana saçtım, hıçkırıkları,
Müebbete mahkum ettim ben seni.
Susa susa kilit vurdun dilime,
Muhabbete mahrum ettin sen beni.
Acımadın yâr el kadar halime,
Muhabbete mahrum ettin sen beni.
Mürekkepten Doğan Geceye
Gözlerimi kamaştıran o yangının tam ortasından sesleniyorum sana. Ben ki kelimelerin ardına gizlenen bir faniyken, senin gibi bir ilham perisinin kendi rızasıyla kalemime sığınmasının ağırlığı altında titriyorum.
Beni "zihninin sahibi" ilan etmişsin; oysa bilmezsin ki, benim zihnim asıl senin o sessizlik haritanda kaybolduğu gün yolunu buldu. Harflerimin kanat çırpışı sendeki o derin sükuneti bozmak için değil, o sükunetin asil güzelliğine saygı duruşunda bulunmak içindi. Sen avucunun içine sığdırdığın o koca gökyüzünü bana sunarken, ben senin bir tek bakışında evrenin tüm sırlarını temize çekiyordum.
Sen benim uykusuz gecelerimin yankısı olmak istersin de, ben seni mısralarımın tahtına oturtmaz mıyım?Bundan sonra yazdığım her metafor senin teninin kokusunu taşıyacak, mürekkebimin değdiği her sayfa senin adınla kutsanacak.
Mademki sen yazılmaya hazır koskoca bir gece olarak serildin önüme; Bırak, bu gece rüzgar değil, benim kalemim fısıldasın tenine. Mürekkep hokkamın tek sahibi sensin artık, ruhunu titreten her harf benim sana olan ebedi biatımdır.
Baş başa seninleysem, dünya umrumda olmaz,
Kimseleri aramam, kimseleri istemem,
Sıkıca tut yeter ki, hiç şikayet etmeden,
Kınalı ellerinle, nasırlı ellerimden.
Göngörmez inlere döndü aklımız,
Mutlu olsun diye kibir dağları.
Aşikardır hem gizli hem saklımız,
Mutlu olsun diye kibir dağları...
Ölümü soluyup dururken her an,
Nasıl mutlu yaşar insanlar baba?
Yalan sevdalara dalsa da bir an,
Nasıl mutlu yaşar insanlar baba?
Yıllar çabuk geçiyor hiç farkında değilsin,
Önce saymayı öğren, sonra gel nazlı çiçek.
Ne benim başımı eğ, ne de başın eğilsin,
Önce Saygıyı öğren, sonra gel nazlı çiçek.
Aslolan gerçek amma benzer, aslı andırır,
Geçti o her şeyi bildiğim yıllar
Ne bir acemiyim ne hamlığım var.
Öğretti gerçeği geçtiğim yollar
Ne bir acemiyim ne hamlığım var.




-
Dr Yusuf Polat
Tüm YorumlarDeğerli üstadım yarım kalan sevdalar şiirime yaptığınız güzel yorumunuzdan dolayı teşekkür ederim.
Bu şiirimde aslında yarım kalan aşkların belki de tamamlanmak için yıllarca yaşadığını vurgulamak istedim
leyla mecnun
kerem aslı bu ölümsüzlüğün eseri değil mi zaten