Bir gece delindi bağrımda,
İçinden sürgün bir çağ yükseldi
Ne gök ne de topragın hükmedebildiği-
Çıglıklarla sessizlik yarıldı derinlerde
Ve sığındı bir uçurumun eteğine
Metruk düşünceler,
tırnak izleriyle kanayan duvarlarda;
Eşiklerde kırılmış hayaller,
Geceye gömülür birer birer.
Siyah beyaz yollarda maviyi ararken
Sıcak bir yaz günü
Islak bir ten gibi sarar.
Hiç durmayan salıncaklar
Bir an getirir güzü:
Maziden alır ve bırakır
Düşünceye kadar...
Bir gölge sarıldı içime,
kendime yabancı
Duvarlara asılı kaldı,
Geceden avâre
Tutundu uçsuzluğuna
Gökyüzü mavisini yitirdiğinde,
Sisten bir duvar işlenmişti rüyalara-
Bir hükmü vuruyordu karaya,
Kıyıya vuran her dalga:
İnsan dediler-
Önce kendi ruhunu öldürdü,
Sonra topraktan yaşam bekledi.
Bir masumun ağzında susturulan şarkıyı
Varlığın müphem sükûnetine işledi,
Gecenin tel örgülerini
Sarıp sarmalayan çiy taneleri
Arar tenini-
Sessizliğinde kavuşur tüm nağmeler
Yokluğunda suskun yakarışlar...
Kutsal bir mabedin gölgesindeki
Uçurumun kenarındayım
Başı ve sonu bir olan,
Uzak bir yolun ortasındayım
Deli yağan yağmur
Okşar dikenli tenini
Kaç mevsim kaybettik
titreyen rüzgârlarda?
Açıldık karaya çalan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!