Ağlamaklı martıların sükunetinde
Denize kavuşur tüm nehirler
Sonsuz bir akışta;
doldukça dolar,
Hüznü boğar kanatlarında
Ve süzülür gün doğumuna
Bir şiir olsam...
Denizlerin kıyısına serilen,
Kimsesiz yamaçlara serpilen:
Vadideki vefakâr bir ışık,
Çimeni okşayan güneş
Toprağa susayan bir yıldız
Deniz karışıyor apansız düşlere,
Gözlerimin içinde dalgalanan bir mavi,
adı konmamış bir çağrı gibi
Çekiyor beni içime.
Kıyıda değilim artık,
bir izim sadece;
Bu gece gitmeliyim.
Bahar, son uykunun örtüsü gibi serilmeli üzerime;
tüy gibi süzülen bir akşam üstünün esintisinde.
Kuşların cıvıltısında,
Uzaklara âşinayım
Gittiğin günden beri
Yitirdiğimiz sedalar
Yankılanır ötede
Irak sevdaları boyar maviye...
Gri göğün kavalcısı
Rüzgara üfler ninnisini
Eflâtuna boyar dalgaları
Tenine hafifçe dokunur
Uyutur boylu boyunca
Rüyalarla kandırır
Ihlamur kokulu bahçelerde
Dinlenen zamanın içinden
Bir güvercin kanat çırpar
Zamansız sevdalara-
Hüzün ve huzur kanatlarında
Dokunmaz tenine,
Yağmur örtmez hazanı
Büyür içinde âfakı
Susar ötede ne varsa
Asi renklere bürünür hüdâ
Tutulan pencerelerde doğar gün
İskenderun çayırları
Yeşilin gamını vurur en derinden:
Sır gibi yakan güneşin altında kavruldum
İçime çöken boşluklarla sınandım
Canlı canlı kor kumlara gömüldüm
Beni denize atın!
Dünya henüz nâmını bilmezken
Alâ kurt yürürdü dağların çeperinde
Gölgesiz ovalara yaslanırdı
Ay gümüşi bir yara gibi asılırdı
Dorukları suskunluğa bürürdü heybetiyle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!