Dünya henüz nâmını bilmezken
Alâ kurt yürürdü dağların çeperinde
Gölgesiz ovalara yaslanırdı
Ay gümüşi bir yara gibi asılırdı
Dorukları suskunluğa bürürdü heybetiyle
Duyardı varoluşun sessizliğini
Kadim düşlerle sarılıydı sinesi
Gecenin esintisinde çaglardı
Nehirlere sürülürdü sonsuz bir akış
Sesinde çözünürdü yıldızların nefesi
Misilsiz bir renkti ilk açan çiçek
Münkesir tanrıçaların gözyaşlarından süzülmüş
Çiğ yıldızların buğusunda yıkanmış
Kadimlerin hafızasının suskunluğunda demlenmiş
Vurmuşçasına hüznün karalarına
Dünyaya ilk defa düşmüş bir suret...
Kurt yaslandı rüzgâra, dokunmadı çiçeğe;
Bir zevalin yasını sezdi köklerinde.
Hangi ulu meleğin savruluşuydu bu,
Hangi kadim gecenin son nefesi?
Yabanın kalbinde ürperdi zaman,
Ve kadim yıldızlar çekildi
kendi dehlizine:
Uyandı bir alaz toprağın nâmütenahi rahminde
Asi bir sır gibi düştü çelikten göğsüne-
Bir nehir akışını durdurdu usulca,
Bir dağ, ilk kez eğildi gökyüzüne.
Kurt başını kaldırdı semaya
Uzaklarda bir şafak kamaşıyordu
Ve dünya bilmiyordu
Neye istihale edeceğini...
Ozan Oğuz
Kayıt Tarihi : 29.10.2026 14:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Dünya henüz nâmını bilmezken Alâ kurt yürürdü dağların çeperinde Gölgesiz ovalara yaslanırdı Ay gümüşi bir yara gibi asılırdı Dorukları suskunluğa bürürdü heybetiyle




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!