Yeşilin en hoyrat, en mağrur yerindeyim,
Göz alabildiğine zümrüt, göz alabildiğine uçurum.
Bir yanımda göğe dokunan devasa gövdeler,
Bir yanımda teni kavuran, ruhuma dolanan o kördüğüm.
Sınırları çizilmemiş cennetler
Ufuklara dizilir...
Derinlerden sızan yankılar
Çayırlara serilir-
Toprağından zayi hayatlar fışkırır da durmaksızın,
Rüzgarı, körükler ayazı:
Kayalıkları aşındırır yalazlar;
Ufukları devirir...
Kuşların ötüşünde çığlıklar bilenir.
Paramparça bir tuvalin ortasında zincirsiz bir mahkumum.
Parıldayan nehirlerin akışında türküler dilenir.
Karanlığa maviyi sızdırır tutsak ruhum...
Kadim dağların doruklarında mühürlenmiştir sır-
Ayın sırça koynunda devleşir sessizlik.
Nice tanrıçanın unuttuğu diyarlarda,
Hâlâ kök salar bengi bir hiçlik:
Ne düşülecek bir yol bırakır bu azamet,
Ne de sığınacak bir şefkat gösterir.
Cennet dediğin bazen özünde savrulan bir hayaldir
Seni göğsünden vurur da, soluk almana izin verir.
Kayıt Tarihi : 5.11.2026 19:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Yeşilin en hoyrat, en mağrur yerindeyim, Göz alabildiğine zümrüt, göz alabildiğine uçurum. Bir yanımda göğe dokunan devasa gövdeler, Bir yanımda teni kavuran, ruhuma dolanan o kördüğüm...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!