Hokkabaz, her gelene
Bir “şak şak” çekmiyor mu?
Bir zenginin kahrını,
Bir uşak çekmiyor mu?
Siper edip döşünü,
İstanbul’a gitmiş, Tokat ilinden
Toprağım Cemâl’den telefon geldi.
Name name inci düşer dilinden
Toprağım Cemâl’den telefon geldi.
Besbelli ki o da beni özlemiş,
Zülüflerin dökmüş yüze, …........ (cemâle)
Âşık oldum nazlı yara. ……. ..(sevgiliye)
Çıkıp geldim yüze yüze, ------(suda yüzerek)
Deryaları yara yara. …...(suyu bölerek yüzmek)
Yârim bana yüz vermez
Öpsem; dudak, yüz vermez.
Bin kez öpsem doyamam;
Yârim bana yüz vermez.
Tutku oldu yâr bende,
Zaman öldürmüşüz boş işler ile
Şeytanı taşlarken cin çarptı bizi.
Bilim arzuladık dervişler ile
“Yapay zekâ” derken din çarptı bizi.
Ehliyetsiz görev aldı ehilden,
Diplomamı soran çırak!
Bak liseden diplomam var.
Başkanlığı sanma ırak,
Bir adımlık zıplamam var.
Bay Kemal’e sakın kanma,
Ben biraz tevazu edeyim derken,
Dostluk sınırını aşan çok oldu.
Yoluna rehbersiz düşmüş giderken,
Doğru hedefinden şaşan çok oldu.
İnsanı kullanmak neyin nesidir?
Ata’mızın ülküsü:
Çağdaşlığın türküsü…
Bir kuruluş öyküsü;
Cumhuriyet ne güzel!
Yaşadıkça saygılı,
Dedim: Güzel kaşın gözün karaca (Esmer)
Dedi: “Aşkın sinemdeki dağıdır.” (Üzüntü, gam, keder)
Dedim : Güzel seni sandım karaca (Geyikgillerden zarif bir hayvan)
Dedi: “Âşık bura Ferhat Dağı’dır.” (Dağ)
Dedim: Gül mü kokar senden yayılan (Yayılan koku)
Dane dane ekiliriz
Savruluruz harman gibi
İplik iplik bükülürüz
Çevriliriz kirman gibi
Gâh coşar gâh duruluruz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!