Bana beklentimi sorar durursun;
Bulutsuz havadan yağmur beklerim.
Neredeyim bilsen beni vurursun;
Taksim Meydanı’nda vapur beklerim.
Yapmak istiyorum bir koca yapı,
Beni tanımadan “hacı” diyorsun
Diyanet torpilli sıram yok benim.
Din, iman adına halt ediyorsun
Rüşvetle çekilen kura’m yok benim.
Baskı içeriyor bana hitabın,
Vefasıza haber verin,
Öldüğümde arar belki.
İç geçirir derin derin,
Nasıl öldüm sorar belki.
Sarmadığı gül bedenim,
Çimenler yeşermiş, çalılar çıkmış
Sevdiğimin tarlasını belledim
Öyleyken sevdiğim kaşını yıkmış
Her bakışın manasını belledim
Öyle böyle geçti üç-beş senemiz
Kimler geldi, kimler geçti kapımdan,
Benim sadık yârim yine yoksulluk.
Çok hoşlandı yamuk yumuk yapımdan,
Benim sadık yârim yine yoksulluk.
Şu zenginlik hiç sözümü tutmadı,
Bana “sesi yok” demişler,
Hecelerde benim sesim.
Birleşir yüreğe işler,
Tümcelerde benim sesim.
İnsanlık yolunda ülkü,
Kayanın başında balık tutan var,
Ben denizde tutamadım erenler!
Saat başı haram lokma yutan var,
Ben helâli yutamadım erenler!
Ekmeğe gözyaşı katanlar gördüm,
Bahar gelip Mayıs ayı, türlü çiçek açarken
Yazı yaban buram buram mis kokular saçarken,
Bal arısı bir çiçekten diğerine uçarken,
Gelin gibi süslenirim, benim adım: Gelincik.
Kimse bilmez bana göre benim de bir yaram var,
Deli gönül bir kararda durmadı,
Âlemin sersemi miyim, ben neyim?
Attığım taş hedefine varmadı,
İnsanların kemi miyim, ben neyim?
Bakarım ki eller kisb-i kârında,
Sözümün üstüne söz varmış meğer
Anlağı bilenler beriye gelsin
Usta görsem başım göklere değer
Çaylağı bilenler beriye gelsin
Fışkını, budağı, çırpıyı, dalı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!