Derdimi bilmeyen çok görür bana,
Her türlü acıyı tattım da geldim.
Gözlerimin seli vardı ummana,
Kanı gözyaşıma kattım da geldim.
Yağmurla ıslandı yavan ekmeğim,
Hakikat ilmini bilmek zor olur,
Geleceği gören göz olmayınca…
Gerçek olan Hakkı bulmak zor olur,
Gönülden bağlanmış öz olmayınca…
Bu can emanettir bir gün ödersin,
Ilgıt ılgıt eriyorum,
Samyelinde kar gibiyim.
Her gün kayıp veriyorum,
Sel önünde yar gibiyim.
Yollarım yokuşa döndü,
Bizim eller boran oldu, kar oldu
Sermayemiz efkâr oldu, zar oldu
Halimizi arz eylemek ar oldu
Neler çektik yoksulluğun elinden…
Kasabaya insen köye çıkılmaz,
İnsanî değerler eridi gitti;
İnsanlığımızdan aşınır olduk.
Karşılıksız iş yok, insanlık bitti;
Her yerde ödünce kaşınır olduk.
Rüzgâra kapılmış körükler gibi,
Bir mektup yazayım desem o yare
Adresi değişmiş; pul nerden bilsin?
Ayrılık derdine kim bulur çare?
Yar gönlümde gizli, kul nerden bilsin?
Derde düşen benim; demek o memnun
Bizler sözde vekil seçtik,
Ne yapsalar uyanmadık.
Alın teri bade içtik,
Ne yapsalar uyanmadık.
Zayıf gitti, iri geldi,
(Selma Ünlü Hocama)
Vuslata ermeyen kalpler, durur durur ah çeker
Sevgi dermek isteyenler, her zaman sevgi eker
Gökyüzü; mavi mürekkep, bulutlar; pamuk şeker
Çocuklara dağıtır, toplasa teker teker.
Bana “cimri” demiş sevdiğim güzel;
Ben ona gönlümü verdim, bedava…
Benim bu tarifem tek ona özel;
Bağında gülleri derdim, bedava…
Canımı yoluna saydım adaktan,
Kara kaşlar kara bulut halinde,
Sevdalı gözleri derin gölünde,
İşveli sözleri tatlı dilinde;
Kaşı güzel, gözü güzel, dil güzel.
İnci gibi dişler durur çift dizi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!