Dünyanın serveti size
Aç geldim, aç gidiyorum.
Haktan Hakka yoktur vize
Kaç geldim, kaç gidiyorum.
Sel gibiydim, göle döndüm
Gel ey gönül bir güzel sev merdinden
O da sevip gelsin peşimden, gönül!
Kaç kere yıkıldım senin derdinden
Ayırdın yarenden eşimden, gönül!
Unutmaz sanmıştım, aramaz oldu
Geçen yılı mumla aratmak için,
Geleceksen gelme, gelme yeni yıl!
Dünyada cehennem yaratmak için,
Geleceksen gelme, gelme yeni yıl!
Yoksulun sırtında türlü zamlarla…
Bi bir güzel gö gö gördüm tam bir afet-i devran
De de deli gö gö gönlüm yandı yakıldı hemen.
De de dedim be ben sana a a aşığım canan
Ka ka kaşlar, göz üstüne yı yı yıkıldı hemen.
Sa sa sarı saçlarını dö dö dökmüş beline,
Bahar geldi gayri bizim ellere
Mantar toplamanın zamanı şimdi…
Çoban kavalını katar zillere
Hayvanları yemez samanı şimdi…
Yayla çiçekleri açar sapsarı
Yolsuz ile yola gitsen,
Yol yorulur bilemezsin.
Cahil ile sohbet etsen,
Dil yorulur bilemezsin.
Bir dostun selamı kesse;
Dağlarımın yeşili, ne de alı kalmadı,
Arının kovanı boş, artık balı kalmadı.
Bir çırpıda son verdik, güvercinin işine;
Çünkü taşıyacağı, zeytin dalı kalmadı.
18.11.2014
Gıptayla bakarım sadakatine;
Asla terk etmedin nefreti, kini.
Katlandın da bütün meşakkatine;
Ne güzel savundun mezhebi, dini.
Yoksulluk içinde diktin sarayı,
(Taşlama)
Korku sarmış birisini,
İçi “Yusuf Yusuf” diyor.
Tutamıyor gerisini,
Kıç’ı “Yusuf Yusuf” diyor.
Şöyle bir baktım da bütün dünyada
Her yerde perişan hali yoksulun…
Zenginin gemisi yüzer deryada
Çayda batar gider sal’ı yoksulun…
Sömürünün yükü sırtından inmez,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!