Bahar geldi gayri bizim ellere
Mantar toplamanın zamanı şimdi…
Çoban kavalını katar zillere
Hayvanları yemez samanı şimdi…
Yayla çiçekleri açar sapsarı
Yolsuz ile yola gitsen,
Yol yorulur bilemezsin.
Cahil ile sohbet etsen,
Dil yorulur bilemezsin.
Bir dostun selamı kesse;
Bizim mahalleli Şaban Efendi,
Yakar sinesini haşlayıp durur.
Böyle insanların bilinmez fendi,
Hurafe düşünce aşlayıp durur.
Sözlerine baksan, dersin bu ermiş
Yüklenip de dert yükünün ağrını,
Kırk günde bir gülen varsa o benim.
Pençe vurup dövünerek bağrını,
Sinesini delen varsa o benim.
Gamlı gönlü hoş edemez eceler;
Ne söylesem boşunaymış boşuna,
Ezilenler ezilmeye alışmış.
Tecavüzler bile gitmiş hoşuna,
Düzülenler düzülmeye alışmış.
Bir kuru ekmekle doyup yatanlar,
Kapımı kapatsam bacadan girer
Seher yeli senden vefalı çıktı.
Dalını budasam kökünden sürer
Orman gülü senden vefalı çıktı.
Dile tesbih edip her gün andığım,
Neyime gerekti ozanlık benim;
Dertler şu sinemi yakar olmasa…
Aşkın ateşinde yanarken tenim;
Duygusuzlar bön, bön bakar olmasa…
Var olan varlığı hakça bölüp de,
Cansız taşa bile can veren Allah
Aç ölen kulları doyursan n'olur?
Haksızlar haklıyı eziyor vallah
Sen de haklıları kayırsan n'olur?
Yaşamak hakkı mı nursuz, arsızın?
(Cinaslı Rubaî)
Çıkamazdı bir türlü viagracı bey, in’den
Gördüğüm kadarıyla özürlüydü beyinden…
“Yal’ı fazla kaçırmış, ondan olmuş” diyorlar
Hediye gelmiş kadın, bir pezevenk bey’inden…
Ondan asla ayrılamam,
Gönlümdeki güzel başka…
Belasından sıyrılamam,
Gönlümdeki güzel başka…
Güzel olan tüm her şeyi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!