Osman Demircan Şiirleri

657

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Osman Demircan

Denizi görmeden martı çığlıklarını duyan mı duyardı çocuk ağlamalarını. Eline gülü aldıktan sonra hırsız diye suçlanan mı bilirdi hapishane duvarlarına yazılan şiirlerin manalarını. Dudaklarından kan akan mı okurdu en içli şarkıları. Peki kim bilirdi gerçekten sevmeyi ve mutlu olmayı? Taş üstünde yürüyüp ayakları kan içinde kalanlar mı yoksa okyanusun tadı dudaklarında kalsın diye karanlık sularda boğulanlar mı?
Neydi duvara kanıyla' Şimdi seni sevdiğime inandın mı? ' diye yazdıran. Küçük bir kızın elinden tutan delikanlının bakışlarında mıydı bütün utançlar? O yüzden mi gerçeklerle göz göze gelmek istemezdi bütün insanlar? Utanç mı taşırdı bütün bakışlar? O yüzden mi boşalırdı sağanak sağanak yaşlar?
Yürekleri sızlatıp gül bahçesinde uçuşan kelebekleri parçalayan, hayal dünyasında gül bahçesi bırakmayan...Düşüncesizlik mi yoksa sadizm mi? Neydi kan diye akan?
Bizi bu kadar ağlatan gönül tahtımıza ulu orta kurulan yürğimizi savaş alınına döndüren kan ve gözyaşı döktüren, karşımıza topla tüfekle çıkıp bütün kalelerimizi dağıtan kral mı kraliçe mi kimdi bunları bize yapan?
Sabahın ilk ışıklarıyla gülümsemeleri unutan, güne simsiyah bir bakışla başlayan, kararan gözleriyle sağanak sağanak yağmurlar bırakan kimdi? Çocuk gibi ürkek bakan, daha büyüyemeden
parmaklarını kapı aralıklarına kaptıran, hep eşikte kalan, kendisine bir sığınak bulamayan, sığındığı tüm yüreklerden kirli bir kan gibi atılan...Kimdi bunları bize yaşatan?

Devamını Oku
Osman Demircan

Kar tanelerinin önce kendileri üşürmüş
Yağa yağa titrermiş yalnızlığın ortasına
Sessizliğe düşerken soğuğa ve ayaza
Sesimi duymadınız beni mesut sandınız.
Bir çığlıktı yalnızlığım hepiniz sağırdınız.

Devamını Oku
Osman Demircan

Kana susarken yaz akşamında kırmızı lale bahçeleri
Sarhoş ederken aşk şarabınla bedenleri yürekleri
Bu yolda seni alıkoymaya, hiçbir takımın gücü yetmez.
Daima sen yak fenerlerini gel, bizde karanlık bitmez,


Devamını Oku
Osman Demircan

Bütün ideolojilerin dünyayı kurtarma çabası olduğunu düşünüyorum. Bir komünist kendi düşünce yapısının en iyi olduğunu savunur ve bunun karşısında olan kişileri kötü niyetlilikle suçlar. Yeri geldiğinde karşıt görüşlü insanları öldürür. Aslında bunu iyi niyetiyle yapar, çünkü kendi davasında haklıdır diğerleri ise haksızdır. Haliyle hakkını almak için haksızlık yapanların karşısında her türlü şekilde durmak, bazen onları öldürmek bir komünistte vicdan azabı yaratmaz. Çünkü o vicdanında çoktan insanları yargılamış ve sonucunda kendi haklı davasına karşı çıkanlar asla iyi niyetli olamayacağı için onları öldürmekte bir mahsur da görmemiştir.
Bir İslamcıya göre cennet ve cehennem vardır. İslami görüşe sahip kimse insanların cennete girmesini ister. Bu yüzden onlara göre, insanları cehenneme sürükleyen herkes şeytandır ve yeri geldiğinde böyle kişilerin katli vaciptir. Ve bu insanlar cami yaparlar gelip kapısına bir çocuk bırakılsın diye değil. Camiler yaparlar çorap koksun diye de değil. İslam’ı dünyanın her yerine yaymak, gerekirse savaşmak iyi niyettendir. Çünkü İslam dünyaya huzur veren bir din olduğu için bozgunculuk yapan herkes düşmandır. Düşmanlık hayatı algılayış biçiminden doğar.
Benim ise hiçbir düşmanım yoktur. Çünkü insanların cennete girmesi hiç umrumda değildir. Hatta herkes cehenneme girse benim için daha iyidir. Çünkü insanlar bütün iyi niyetlerimi yakıp yıkmıştır. Komünist gibi dünyada eşitlik de aramam; çünkü insanlar benimle savaşırken orantısız güç kullanmıştır. Bıçaklarımı bileyip bileyip elime vermiştir. Bana beni düşman etmiştir tüm insanlar. Bir akrep gibi kendi ateş çemberim içinde intihar etmemi beklemiştir, her türlü zihniyette olanlar. Ve ben akrep gözyaşlarıyla ateşimi söndürmüşümdür. Şimdi zehir kusuyorum beni hasta eden tüm kirli ellere.
Şimdi bir dağ başı kadar yalnızım. Ama mutsuz değilim. Çünkü ne İslamcının vicdanında bir cami avlusuna bırakılmış çocuk gibi ağlamaklıyım (zaten hiçbir cami benim için yapılmamıştır) ne de bir komünistin vicdanında sızlanan bütün emeği elinden alınmış bir işçiyim. Beni yaratan size de beyin vermiştir ama beni sevecek yürek vermemiştir.
Bir akrebin gözyaşlarıyla ıslattım kurumuş göz pınarlarımı. Şimdi yaşlı gözlerime baktığınız yerden bir akrep yürür. Her akşam güneş batıp hava kararırken, ay ve yıldız beni gözlerimden tanır. Ey insanlar beni tanımazsanız da olur. Çünkü bakışlarım gökyüzündeki burçlarda bulunur. Hem dünyadan hem sizden uzakta, gözlerim Tanrı’nın gözleriyle buluşur.
Hiç akrepler de ağlar mı demeyin! Onların hüzünleri uzaklara ait olup yakınlara hapsolmalarındandır!

Devamını Oku
Osman Demircan

Bozuk para gibi döner başım
Alnıma nedense hep yazı düşer.
Bana gönül sermayesinden
Maalesef metelik düşer.

Fukaraya karın gürültesinden

Devamını Oku
Osman Demircan

Bir şehrin çiçekleri karanfilleri kurutulmuştu
Sokakları izbe bir yalnızlığa büründürülmüştü
Gökyüzünde sancılı bulutlara kuşlar asılmıştı
Bir şehrin yalnızlıklarına yalnızlıklar katılmıştı

Bu şehrin kapıları yokluğa açılmıştı her daim

Devamını Oku
Osman Demircan

simsiyah bir atım koşmam gerek
toynaklarıma kara sular inene dek
dağ bayır çayır çimen çiğneyerek
koşmam lazım siyah at olana dek

kimse bana dokunamasın diyerek

Devamını Oku
Osman Demircan

Aşk semalarında martılar misali
Yol alırım düşler ülkelerine her gece
Yıldız yıldız kanat uçlarıyla biteviye
Dalar giderim o gözlerinin yeşilliğine

Kıyı boyunca uzanan kayalar misali

Devamını Oku