Osman Demircan Şiirleri - Şair Osman Dem ...

Osman Demircan

Saf duyguda dudak titremede.
Ağzım buz ister misali nöbette.
Yangın yeri buralı değil uhrevi.
Deniz döksen söndüremez beni.

Hangi çerçeveyle bakarsan bak.

Devamını Oku
Osman Demircan

Her taraf karanlık ve soğuktur intiharın eşiğinde
Gözlerini kapadığın an cehenneme sürüklenirsin.
Ömür boyu mutlu olmadın da ölürken ederler mi
Yok öyle şatafat içinde ölmek sana yedirirler mi.

Yok öyle kolay değil uçuruma atlamayı seçmek

Devamını Oku
Osman Demircan

Saraylarda cariyeler gördüğü gibi
Boğaz'ın, Haliç'in, kenar sularında,
Sokak çocuklarını dahi görmeliydi.
Mimar Sinan'ın taştan avlularında,
Dilencileri de görmeliydi İstanbul.

Devamını Oku
Osman Demircan

Dökülen sıvalardan duvarlarda hiçbir şey kalmaması gibi
Daha az seviyorum seni...Gün gün tükeniyorken ömrüm,
Daha çok daha acı dökülüyor gözlerimden bıraktım seni
Hayallerim, aklım, beynim çürüyor yeter istemiyorum seni

Bir çiçeğin önünde otuz saniye durur gibi seviyorum seni

Devamını Oku
Osman Demircan

ahh bir anı olsaydın silerdim seni
bir karanlıksın derinliğimde
güneşin kendiliğinden doğması gibi
istemsiz bir halsin benliğimde

ne isteksin ne arzu nedir bu hal

Devamını Oku
Osman Demircan

Sen benim gerçeğim olamazsın.
Duruşun yalan, gülüşün yalan
Alnımdaki her çizgi hayat dolu.
Sen benim kaderim olamazsın.

Bir ikindi güneşisin sen.

Devamını Oku
Osman Demircan

Beyaz çiçek dolu dal olacağım
Canlanacağım arının bedeninde
Bal olup peteğe damlayacağım
Tatlanacağım sevgilimin dilinde

Ben sevgimi aşkımı akıtacağım

Devamını Oku
Osman Demircan

Şanın var şöhretin var Türkiye'de sözün var.
Avrupa'yı titrettin sırada tüm dünya var.
Güçlü bir ses duyuldu İstanbul merkezinden
Korktu bütün takımlar hızaya geldi birden.
Ülke ülke yayıldı bu şahlanış bu şöhret
Bir efsane yazıldı aniden sarı kırmızı renkten.

Devamını Oku
Osman Demircan

Bir çam ağacının gövdesinde çam sakızı, denizin en karanlık yerinde ışık saçan bir balık, bir zeki kadının beyninde düşünce, bir şairin yüreğinde imge, bir çocuğun ağlayışında gözyaşı, bir ülke coğrafyasında metropol, bir adada palmiye, bir fakirin evinde sımsıcak çorba, bir zenginin evinde antika, senin ise sadece sevgilin olmak istedim.
Bıraktım tüm arzularımı bir kenara sadece sana geldim. Seni beklerken bir ağaç, sana ağlarken bir ırmak, sana bakarken bir sinema salonu, seni düşünürken bir kitap, seni severken bir şiir olmak istedim. Oysa sen beni bir polisin belinde kelepçe, bir başbakanın dilinde istatistik, bir generalin yumruğunda yumulan parmak, bir sosyologun araştırmasında sosyal vaka yaptın. Bir mezarın cesede en yakın toprağı gibi seninle yakınlık yaşadım. Üzerime ölü toprağı attın. Oysa seni sevmeden önce yuvarlana yuvarlana, düşe kalka, hırpalana hırpalana tüm sevgilerden senin gözlerine gün ışığı gibi düştüm. Şimdi gözlerin gecelerime bile doğmaz oldu. Seninle Şanzelize olmak isterken, beni mağarada yaşayan bir dağ adamı gibi yaptın. Bana ilkel duygular yaşattın. Sana çiçekler aldım, adı nergis olan, gül olan, sümbül olan. Dedin ki bari beni bir çiçekle tanımla. Sonra beni çiçeksiz bir kelebek gibi bıraktın. Hep kelebek gibi ince olmamı istemiştin oysa. Sana yetişemedim. Ben kelebek oldum, sen bir tavşan. Ben kartal oldum, sen bir aslan. Hiçbir doğal süreç yaşayamadık. Doğal olarak beni anla. Bir ateş olmak istedim yüreğini yakan. Sen ise hep başımda bir yağmur bulutu gibi dolaştın. Yağmurundan kaçarken, doluya tutuldum. Üşüdüm, üşüdüm. Senden ne battaniye istedim, ne de sımsıcak bir yatak. Üşüdüm, üşüdüm ve sımsıcak bir öpüş bekledim. Sen ise bana dudak büktün. Şimdi kelimelerimi tarlalara ektim. Çalıştım ve çırpındım ince, naif cümleler kurdum. Sana hoşça kal derken, gün gibi aydınlık bir sevgili buldum. Tıpkı ipek bir kumaş gibi teninde yürüdüm. Tıpkı çıplak kelimeler gibi dudaklarında örtündüm. İlk defa mutluluk yüzü gördüm. Senin resminin boyaları aktı yüreğimin duvarlarından. Seni bir valize koyup yüreğimin çöplüğüne attım. Demek ki güneş her gün yeniden doğarmış. Demek ki seni güneşe benzetmekle en büyük hatayı yaptım. Seninle hiçbir başlangıç yaşayamadım. Oysa hayat yeniden başlarmış, yataktan her kalktığında. Sana hayatım dediğim için kendimden utandım. Ağladım, ağladım gözlerimden silüetini sildim. Yüzümü yıkadım, saçlarımı taradım ve yeni bir hayata başladım. Aşk bir abartma sanatıymış meğer. Seni yere göğe sığdıramadım. Yok ay dedim gecelerimin en karanlık saatinde. Yok güneş dedim en çok üşüdüğüm yerde. Ne büyük zavallılıkmış sana kendimi kaptırmak. Şimdi ellerinden bembeyaz bir barış güvercini gibi havalandım. Uçtum, uçtum bir omza kondum. Kanadım kırık değil artık. Bana başka gökyüzüler yaşatan, bana mavinin her tonunu tattıran ve sadece kendisi olan bir sevgili buldum. Demek ki hayat bir yürüyüştür durağı olmayan. Sen benim biletimi kestin ama ben otobüsün bagajına sadece senin anılarınla dolu valizi koydum. Sonra yeni bir aşka koştum. Sanki sımsıcak kumlarda yürür gibi koştum. Güneşin battığı saatte denizde çırılçıplak yüzdüm.

Devamını Oku
Osman Demircan

bir matematikçi değilim ama çarpıldım sana ey sevgili
iki sayı arasındaki sonsuzluk ve yalnızlık kadar seni sevdim
bölünen büyük bir sayı gibi yüreğimle ve dahi beynimle
seni hem kan gibi diledim hem canım yanar gibi sevdim

hesaplayamadığım sorular gibi beni yorsan da her daim

Devamını Oku