Dökülen sıvalardan duvarlarda hiçbir şey kalmaması gibi
Daha az seviyorum seni...Gün gün tükeniyorken ömrüm,
Daha çok daha acı dökülüyor gözlerimden bıraktım seni
Hayallerim, aklım, beynim çürüyor yeter istemiyorum seni
Bir çiçeğin önünde otuz saniye durur gibi seviyorum seni
ahh bir anı olsaydın silerdim seni
bir karanlıksın derinliğimde
güneşin kendiliğinden doğması gibi
istemsiz bir halsin benliğimde
ne isteksin ne arzu nedir bu hal
Hani kopya çeken öğrenciler gruplaşarak bir araya gelir ya işte tüm gruplaşmalarda, örgütlenmelerde, toplanmalarda niyet aynıdır. Niyet: Biz geçelim de, biz ilerleyelim de, biz yükselelim de gerisi önemli değil.
İnsanlık etçilleşiyor. İt dalaşı bir dünya artık bu dünya... Ah kuzum veya koçum diyecek kimse yok!
İnsanlar kama kılıfıdır, eğilmeyince içlerine almazlar. Duruşlar eğik, vuruşlar kahpece. Kimse adil değil. Ruha dokunmayan her dokunuş bir tacizdir. Tacizkar yaşayış tarz artık.
Bir araya gelmeler bir linç hukuku. Altta kalanın canı çıksın. Müsiad, Tüsiad, siyasi partiler, PKK, DHKPC, İBDA-C üste çıkmanın, üstün olmanın yan kuruluşları. Yan kuruluşlara üye ol, yan bak herkese. Hilmi Yavuz ile Nazan Bekiroğlu yan yana. Koç ile Sabancı yan yana. Ahmet Altan ile Hıncal Uluç yan yana. Rıdvan Dilmen spor yorumculuğunda. Acun ile yayıncılar yan yana. Var mı bana yan bakan dercesine hepsi. Doğru bakan yok. Nazlı Ilıcak bilmem kimin yanında. Yandaşlık hurra. Allah ülkemi koruya.
Şiriat para olanın dini ticarettir. Cübbeli Ahmet Hoca vaazlarda. Program çıkışında jip yanında. Elleri elmas parlaklığında, parmağında tek taş yüzük. Allah'ım bu ne yüzsüzlük.
Cesedin yanında sırtlanlar, çakallar, akbabalar. Millet ağlasa da sızlasa da boşuna. Eşeğe anırmak da yasak. Vur sırtına vur sırtına.
Dünyada oldum olası bir linç kültürü alıp başını gitmiştir.Ötekine karşı bir tahammülsüzlük ve anlayışsızlık öncelikle tavandan tabana doğru bir seyir izlemiştir.İnsanlar, takdir edilmiş bir hayatın çerçeveli ve yaldızlı kurgusu içinde yaşamaya devam etmiştir. Medeniyetler birbirini anlamaya çalışmamıştır.Sadede gelirsek, Fransız İhtilali'nden sonra dünyada bir bıçak gibi yayılan milliyetçilik akımı, bir çok insanın yargısız infazına sebep olmuştur. Bu infazdan sadece Ermeniler değil bütün milletler nasibini almıştır. Zenciler, Yahudiler, Kürtler, Araplar, Kızılderililer, Vietnamlılar, Koreliler, Boşnaklar soykırıma tabi tutulmuştur.
Ermeni soykırımı olayı ise böyle bir anlayış içinde Batı medeniyetinin Türkiye'de dayatmış olduğu giyotin kültürünün bir yansıması olarak ortaya çıkmıştır. Türkler ve Ermeniler kardeş milletken bir anda bu dost ilişkileri bıçak gibi kesilmiştir. Avrupa faşizminin sömürü topraklarından çekilmesi durumunda dünyada yaşayan insanların kendi kaderlerini belirleyebileceklerine inancım sonsuzdur.
Türk halkı ise ne zaman ki bilgi toplumu olur ve dünyaya kültür ile bilgi ihraç eder; o zaman bazı karanlık eller Türk topraklarından çekilecektir.İşte o zaman el değmemiş topraklar gibi Türkiye bir cennet olacaktır.
İnsanlaşma ise bir süreçtir.Bu süreci tamamlayanlar dünyada yüzde onluk bir kesimdir.Bu oran yüzde yirmiye çıkarsa bir toplumda, o toplum kurtulmuş demektir.' Atlar at olarak doğar ama insanlar bebek olarak doğarlar; insanlığını sonradan kazanırlar.'
Şu dünyada sadece Türkler, İngilizler, Fransızlar veya Amerikalılar insan değildir. Herkes birbirini anlar ve tahammül ederse bir adım ileri gidilmiş demektir. Sorun o adımı atacak insanların olmayışıdır.
Yüksek sesle okumalı şarkıları. Eğer yankısı varsa, eğer ötelerden bir ses getirmesi varsa o zaman ruhiyatımıza çok seslenen bir şarkı olacaktır.
Bir ses uzaktan duyulduğunda, içimize sessiz ve derinden dokunduğunda yüreğimizi sızlatır.
Günümüz şarkıları yürekten yükselen bir edayla söylenmemekte, şarkılar şiir yangınıyla tutuşmamakta, şairler bir kaşık suda fırtınalar koparmakta.Günümüz şiir dünyası ses getirecek tümseklerden, vadilerden, dağlardan çok uzakta bulunmaktadır.
Şiir at başı giden bir maceranın içinde kuyruk acısıyla dört nala koşmaktadır. Şair dizginlenemeyen duygularını kelimelere dökmektedir. Türk şiiri dümdüz bir yolda gitmektedir. Aynı zamanda şair zincir veya kement istememekte, ancak sevgilinin saçının zinciriyle bağlanıp onun zülfünün kemendiyle can vereceğini ima etmektedir.Oysa bunu yaparken sevgilinin saçıyla atın yelesini karıştırmaktadır. Günümüz şairleri kedilerine, köpeklerine şiir yazmaktadır. Türk şiiri insancıllığını yitirmektedir.
Türk şiiri at gözlüğü takmışçasına hoşgörüden uzak bir anlayış sergilemektedir. Hani uzun saçlarından atların ayağına bağlanıp öldürülmek istenen aşığın son arzusunda “Bari sevgilimin atının ayağına bağlanıp öyle parçalatınız.” diye yalvarması artık pek duyulmamaktadır.
Günümüz şairleri atı alıp Üsküdar’ı geçmektedir ya da sevgilinin gözlerini bırakıp eşeğin gözlerine aşık olmaktadır. Günümüz Türk şiiri insanlığını yitirmektedir. Türk şiiri insanı insan yapan özellik, hamiyet, muhabbet, şefkat, merhamet, vefa, sadakat ve fedakarlık duygularından uzak; lüzumsuz, boş, malayani zevk ve sefaların borazanlığını yapmaktadır.
Nice aşklar eskittim yüzsüzlüğün kalp vuruşlarında
Damarlarımda dolaştı kan yerine kar yüzlü eşkiya
İntihar çiçekleri büyüdü gül yüzlü gülüşlerimde yar
Nice güller soldurdum yağmurları yok saymamdan
Seni ince bir sızı gibi mağara sızıntılarında sevdim
İntihar eden birinin ardından yapılan ve Türk insanının duyarlılığını gösteren yorumlar:
*Çekeceksin orospu çocuğuna eşek sudan gelene kadar sopayı, ulan it madem gebermeyeceksin niye milleti heyecanlandırıyorsun.
*Kardeş hakikatten intihar edecek olan onun bunun ya da itfaiyenin gelmesini beklemez, şov yapmaz, çıkar cumburlup atlar.
Bana hep anlatıldı ben ise anlatıldığı gibi yaşayamadım. Bana Türk milleti zekidir, şereflidir, namusludur dediler. Bir baktım Fatih Sultan Mehmet'in türbesinin yanında çiftler öpüşüyor, kızdım. Çünkü bana Türk milleti atasına saygılıdır dediler. Neden bu kadar bizleri zorladılar? Eğer deseydiler Türk milleti namussuzdur, şerefsizdir bu kadar kızgın olur muydum? Hiç türbanlıları kuytu köşelerde, parklarda, bahçelerde uygunsuz gördüğümde kızar mıydım? Ama deyin artık! Deyin Türk milleti şerefsizdir, komşunun karısına, kızına göz diker rahatlayalım. Deyin Türk milleti sahtekardır; tartıda, ölçüde hep hile yapar. Deyin Türk milleti hırsızdır, don bile çalar. Rahatlayalım artık. Ben şu an rahatladım; artık ölen insanların ardından okunan seladan sonra şehrin eşraflarından bilmem kim öldü anonsuna inanmadığım için. Şerefli mahlukat denen insanın hayvanlardan üstünlüğünün sadece konuşmak olduğunu, o konuşmanın çoğunluğunun da ya küfür ya da yalan olduğunu öğrendiğim için rahatladım. evet evet şerefsiz bir milletiz. Artık bunu söyleyebildiğim için rahatladım. Hadi siz de rahatlayın. Şerefsiz, namussuz bir milletiz deyin rahatlayın. Kasmayın kendinizi bu kadar.
Düşünceler beyin kavanozundadır.Uçmak isterler, özgür kalmak isterler.Aklı başında insan, açar bütün kapaklarını, salıverir karasineklerini ve beynini yiyip bitiren sivrisineklerini.
Bazen düşüncelerimizi bir sinek gibi salıverdiğimizde, gidip bir pisliğe konabilir.Yanlış düşünceler bizi, yanlış yerlere sevk edebilir.O zaman düşüncelerimizi bir kartal gibi salıvermeliyiz.Ulvi düşünceler içinde varlığımızı sürdürmeliyiz.
Bazen kendimizi bir sinek gibi hissedebiliriz.Dünya kavanozunda sıkışıp kalabiliriz.Bütün hayatımızı dışarı çıkmak için, bir çıkış yolu bulmak için harcayabiliriz.
Bu gibi düşüncelerden kurtulmalıyız.Hayatın özündeki iyiliğe dokunmalıyız.Bir kuş gibi bulutlara uçmalıyız.Güneşi yüreğimizle yakalamalıyız.Sımsıcak duygular içinde olmalıyız.İşte o zaman hayatımız bir kavanoz olmaktan çıkar ve bir karasinek gibi ortalıkta dolaşmaktan kurtulabiliriz.
Düşüncelerimizle bir çiçek aramalıyız.Yani bir gül kızıllığında güne başlamalıyız.Gün ortasında güneşe dokunmalıyız.Karanlık bir odada lamba aramamalıyız.Işığı kendi içimizde yakalamalıyız.
yeni bir yazgıya giriş yapamadık sevgili
hep uzağımızda martılar denizle buluştu
bana ya poyraz düştü ya sopsoğuk kış
rüzgar başka saçları okşarken ılgıt ılgıt
ne güneşli bir gün görebildim ne yıldız




-
Adem Korkmaz
Tüm YorumlarOsman DEMİRCAN Henüz tanışalı iki ay oluyor.Son derece mütevazi,alçak gönüllü,yüreğinizi onun ellerine emanet edebilirsiniz.Sizi üzmeyecektir emin olun....