Kırk yıl önce yediğimiz balığın
Davasını şimdi görmek ne güzel (!)
Mis gibi derinin, çıtır kılçığın
Yeniden tadına varmak ne güzel (!)
Bir hafta aç susuz kalan kediye
Sonum ne olacak, demeden girip,
Kavrulduğum aşkın sıcak çölüydü.
Hoyrat rüzgarlarla el ele verip,
Savurduğun yüreğimin külüydü.
Yetmedi mi hayallere daldığım?
Etliler, sütlüler, tatlılar ile,
Bayramı da yedik bitirdik yine.
Ya denize, dağa gittik tatile,
Ya tam dört gün evde oturduk yine.
Kaideyi bozmaz kutlayan kısım,
Kuluna en güzel bağıştır Haktan
Artar da eksilmez bizde hoşgörü.
Tamamlamak gerek yüce kaynaktan
Bitip tükenmişse sizde hoşgörü.
Aklın vazifesi, gönlün borcudur,
Sevinir yanına biri gelince,
Muhabbet doludur gönlümüz bizim.
Serilir yerlere yeri gelince,
Dostlara halıdır gönlümüz bizim.
Gözü yoktur şu dünyanın şanında,
Bizler de çocuktuk vaktin birinde
Bir karış boyumuz, enimiz vardı.
Tanımayan yoktu o köy yerinde
Kendi çapımızda ünümüz vardı.
Ne internet, ne telefon, ne tablet
Nev-i şahsına münhasır her şeyi,
Standart dışıdır bizim hıyarlar.
Göze güzel gösterirler şer şeyi
İblisin eşidir bizim hıyarlar.
Nahoş kokar hoyrat bahçenin gülü,
Seçemez akı karayı
Gözümüze bir hal oldu…
Kangren eyler yarayı
Tuzumuza bir hal oldu…
Göğsünü deler de mızrap,
Bağrında bin tür insan barındırır İstanbul
Kimi beş kuruş etmez, kimi altından makbul.
Huyu, suyu hamuru farklı insan kümesi
Ya katlan ya kendine çek git başka mekân bul.
“Ol” emriyle koskoca kainatı,
Yaratan biri var düşünmez misin.
Doğan ölür, bu düzenli hayatı,
Yürüten biri var düşünmez misin.
İnandırmak zordur kalbi körleri,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!