Sevgini taşıyor gönlüm, yüklüdür
Maksuda eriştir durma sen beni.
İstediğin şekilde sür, hızda sür
Yorarsın yokuşa sürme sen beni.
Yüküm; Hassas, narin eyleme tahrip
Çıkarmadı karşıma bir tesadüf
Vaz geçmedim düşte seni aradım.
Gitmedi aklımdan o bir top zülüf,
Nere gitsem başta seni aradım.
Sanadır bu gece söylenen sözler,
Yalvarıp yakaran dil seni ister.
Bükülen boyunlar, yaşaran gözler,
Göklere açılan el seni ister.
Rahmetindir arşı kuşatıp saran,
“Ben seni akşama ararım” deyip
Sözünde durmayan sensin Mustafam.
Bu garibi adam yerine koyup
Arayıp sormayan sensin Mustafam.
Bak ne emrediyor İlahi kanun
Yemyeşil ağacı küle çevirir
Kim demiş yüreği yakmıyor sevda.
Dünya pehlivanı olsa devirir,
Bileğe, pazuya bakmıyor sevda.
Ne gömleğe benzer ne de mendile,
Kalemi defteri aldım elime
Tarifini yazamadım sevdanın.
Çok anlam taşırmış bir tek kelime,
Esrarını sezemedim sevdanın.
Öyle bir mektup ki pullu mühürlü,
Gönlü tutuşturmak yakıp bir çıra
Bağlanmaktır birisine bayağı.
Ona uzanıp da değdikten sonra,
Geri çekememek eli ayağı.
Anlarsın sevdaya gelmiştir sıra
Normal koşullarda ölene kadar,
Birdik, beraberdik hani sevdiğim.
Hakkımızda çıkarılmış kanun var
Aldılar elimden seni sevdiğim.
Başka yar istemem sensin ısrarım,
Bir kıvılcım ile başlayan alev
Yanıp durur otuz yıldır sevdiğim.
Hangi cadde, hangi sokak, hangi ev
En son adresini bildir sevdiğim.
Hep aradım bu gün seni, dün seni
Yaşadığım şu altmış bir senenin
Sonundan ziyade başını sevdim.
Kaşığı kırılsın dedim dönenin,
Yalan yok bu hayat aşını sevdim.
Kapattım gözümü güller, çiçekler
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!