Hayalleri katledince gerçekler
Teselli babında düşe sarıldım.
Soldu yüreğimden kopan çiçekler
Her mevsim umuda boşa sarıldım.
Barışa imkan yok, hakem taraflı
Herkes uçuyor seçimde,
Bir de ben uçayım dedim.
Şöyle böyle bir biçimde,
Koltuğa geçeyim dedim.
Sanmayın beni divane
Yaşadıkça; insan denen varlığın
Hemcinsini sattığına şahidim…
On kuruşla başlayan pazarlığın
Beş kuruşa bittiğine şahidim…
Mutludur: satışa karar verince
Ömrü dolan makineler müzeye,
İnsanlar daracık mezara konur.
Her tarafta izzet ikram tazeye
Eskiler köşeye kenara konur.
Hayat bir tür oyun hep sensin ebe,
Sevgini taşıyor gönlüm, yüklüdür
Maksuda eriştir durma sen beni.
İstediğin şekilde sür, hızda sür
Yorarsın yokuşa sürme sen beni.
Yüküm; Hassas, narin eyleme tahrip
Çıkarmadı karşıma bir tesadüf
Vaz geçmedim düşte seni aradım.
Gitmedi aklımdan o bir top zülüf,
Nere gitsem başta seni aradım.
Sanadır bu gece söylenen sözler,
Yalvarıp yakaran dil seni ister.
Bükülen boyunlar, yaşaran gözler,
Göklere açılan el seni ister.
Rahmetindir arşı kuşatıp saran,
“Ben seni akşama ararım” deyip
Sözünde durmayan sensin Mustafam.
Bu garibi adam yerine koyup
Arayıp sormayan sensin Mustafam.
Bak ne emrediyor İlahi kanun
Yemyeşil ağacı küle çevirir
Kim demiş yüreği yakmıyor sevda.
Dünya pehlivanı olsa devirir,
Bileğe, pazuya bakmıyor sevda.
Ne gömleğe benzer ne de mendile,
Kalemi defteri aldım elime
Tarifini yazamadım sevdanın.
Çok anlam taşırmış bir tek kelime,
Esrarını sezemedim sevdanın.
Öyle bir mektup ki pullu mühürlü,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!