Kırk senedir beni yaktın kavurdun,
Sönmedi bağrımın közü hayırsız.
Kurduğum hayali yele savurdun,
Kalmadı hiç izi tozu hayırsız.
Yargıladın; kaidesiz, kuralsız
Seninle beraber yürüdüğümüz,
Yollar geçti gözlerimin önünden.
Sıcaktan kavrulup eridiğimiz,
Yıllar geçti gözlerimin önünden.
Sendin el uzatıp yetemediğim,
Hala unutmadın onu,
Gözlerine bakılırsa.
Gelmemiş bu aşkın sonu
Sözlerine bakılırsa.
İki büklüm olmuş belin,
Bitsin bu dağlara tırmanışların,
Vazgeç bu sevdadan düze gel gönül…
Yetişir bu asi davranışların,
Yeter akıllı ol , söze gel gönül…
Kârı olmaz kuru kahramanlığın,
Zaman gün gün kısalmaya başladı,
Yıllara gücenip durma boşuna.
Bağrımızı dostlar (!) yaktı, haşladı,
Ellere gücenip durma boşuna.
Nefis nemiz varsa yedi bitirdi,
Nice tatlı canlar yaktı, kavurdu
Ateşli bir yıldı iki bin yirmi.
Fidanlar kuruttu, çınar devirdi
Fırtınaydı, seldi iki bin yirmi.
Mart idi saldırdı dünyaya covid,
Türkiye'nin en büyük gül bahçesi,
Bu yüzden misk gibi kokar Isparta.
En başta Senirkent, Gönen ilçesi
Her yere bir fidan diker Isparta.
Dünkü Pisidia Isparta olmuş,
Dünyamdan çıkıp da giderek beni,
Hayale hapsettin, düşlere gömdün…
Göster çare nerde, çıkar yol hani?
Umudumu siyah kaşlara gömdün…
Hesaplanmaz bu sevdanın hasarı,
Kim bilir nereye kadar sürünür,
Kara saçlarına takılan gönlüm…
Yaralanıp sargılara bürünür,
Aşkın çelmesiyle yıkılan gönlüm…
Sonu belli uğraştığı davanın,
Sırtına sarılmış koca bir can var
Hiç unutma yükün ağır be gönül..
Özenle taşırsan mezara kadar
Kazanırsın epey hayır be gönül..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!