Bağrında bin tür insan barındırır İstanbul
Kimi beş kuruş etmez, kimi altından makbul.
Huyu, suyu hamuru farklı insan kümesi
Ya katlan ya kendine çek git başka mekân bul.
“Ol” emriyle koskoca kainatı,
Yaratan biri var düşünmez misin.
Doğan ölür, bu düzenli hayatı,
Yürüten biri var düşünmez misin.
İnandırmak zordur kalbi körleri,
Sen çay olsan şeker de ben
Cam bardakta buluşalım.
Sen gamze ol, ben siyah ben
Al yanakta buluşalım.
Gönül bence sana aşık
Yüz sene de yaşasan, akıbetin bu mezar.
Dünyaları kazansan, tüm servetin bu mezar.
Bu yalancı dünyada; senelerce, aylarca
Çalışıp çabalaman, tüm gayretin bu mezar.
Gitti Özvatan’a ayrıldı evden
Kayseri iliyle işi kalmadı.
El çekti her türlü resmi görevden
Müdürle, valiyle işi kalmadı.
Bir çift kanaryası vardı şen şakrak,
Zamanı geriye sarmak zordur da
İnsanı geriye döndürmek mümkün.
Kırk yıl sonra tekrar gel "burda dur" da
Devam etsin kaldığı yerden öykün.
Gah banttan izlersin rüyaymış gibi,
Nerden geldi? Kim gönderdi demeden,
Şiirli mektubu alıver İzzet!
Erinme Burdur’dan, Yassıgüme’den,
Bir selamcık olsun salıver İzzet!
Terk etmiş gibisin şiir pistini,
BURDUR İLE HASBIHAL
Pisidia tarihteki ilk adım,
Yola ta oradan çık dedi Burdur.
Dört yanımı gez dolaş adım adım
Kelamı kâğıda dök dedi Burdur.
Onlarca senedir misafirimsin
Bir başka tarafa salmadım inan…
Yüreğime astığım tek resimsin
Seni hiç oradan almadım inan…
Bazen seni ilk gördüğüm gündeyim,
Yıllar önce mübarek toprağında,
Küfre mezar kazan erlere selam.
On beşinde, tam çocukluk çağında,
Destanını yazan erlere selam.
Kovuldu düşmanlar Gelibolu'dan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!