Giderken yeşildi bağ, bahçe, bayır
Döndüm ki bürünmüş kara Ankara.
Hakkın her işinde vardır bir hayır,
Demem şu ak, şu da kara Ankara.
Gurbet ülkesinin sensin başşehri,
Ankara; gariban memurun kenti,
Bir gün bonkör, yirmi dokuz gün pinti.
Mamak, Sincan; işçi, köylü yurttaşı,
Çankaya ağırlar leydi'yi, kont'u.
Anlıyorsan işaretten imadan
Göz gezdir gözümden anla sevdamı
Mecnun musun, meftun musun demeden
Nazar et yüzümden anla sevdamı
Bu garip sevdandan olmuşsa mestan
Ne hasrete dayanır ne ateşe,
Şu bedenim daha firiktir Annem.
Gündüzleri yaşasam da pür neşe,
Geceler yangına körüktür Annem.
Bensiz bilmem nasıl yatar uyurdun,
Gönlün gözleridir ışık kaynağı
Dikene takılmaz gülü arayan.
Yüklenir kanada onlarca dağı,
Yılmadan dolaşır balı arayan.
Sevda noktasında buluşan ağlar,
İnsanı da biraz sızlatmış çok mu,
“Güneş’i üşütüp” donduran şehir.
Baharı daha da özletmiş çok mu,
Kışları uzatıp sündüren şehir
Yetmiyor demek ki Güneş’in feri (!)
Altmış yıllık bir sabrın sonucunda,
Gördüğüm yer; Balıkesir Ayvalık.
Pek çok adası var, biri de Cunda
Anmalı hepsini bir bir Ayvalık.
Hemen yanı başın "Lale Adası"
Ermenistan xırda, kukla bir devlet,
Kuklacılar; Macron, Putin emin ol.
Ne hak hukuk tanırlar, ne adalet,
Her şey çıkar bunlar için emin ol.
Bir Türk korur kollar akrabaları,
Yaşıyorum diyen şu insan oğlu,
Bir yandan da yaşlanıyor azizim.
Elleri kolları sıkıca bağlı,
Gücü yiten tuşlanıyor azizim.
Bilinmez kaç sene, kaç ay, kaç hafta
Para, mal mülk olsun ama az çok da,
Us olmalı bir insanda azizim.
Ondan da önemli bir başka nokta
His olmalı bir insanda azizim.
Dokunmalı yeri gelince tele,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!