Altın kaç para ki, gümüş kaç para
En kıymetli maden candır canım can.
İmkanı olsa da sürsek pazara
En çok para eden candır canım can.
Mal mülk baş tacı, o yerde sürünür
Çankırı şehrine düşerse yolun,
Yarenleri mekanında izle gel.
Müsaitse zamanın, paran pulun
Kırk yılda bir değil, daha fazla gel.
Beş altı tuz lamba doldur torbaya
Çarşamba da bir havalı kız gördüm,
Soruşturdum ismi Fatma dediler.
Açılayım diye bir karar verdim,
Tıpkı Yeşilırmak, batma dediler
Nerde görsem hep çatıktı kaşları,
O simsiyah gözlerinin seyrine,
Doyamadım, doyacağım yok benim.
Mahrum etme sevdiklerin hayrına,
Başka arzum, diyeceğim yok benim.
Seninle değişir rengi güzlerin,
Çiğ süt emmiş insanoğlu,
Çiğ etten mi çekinecek.
Yaşam tarzı dedikodu
Gıybetten mi çekinecek.
Yıkamakla bitmez kiri,
Koptu bürokrasi yargı ayağı,
“The Cemaat” topal ördeğe döndü.
Kesildi bir anda para kaynağı,
Maklubeden kuru ekmeğe döndü.
Battı ay ışığı, çöktü yakamoz
Renkleriyle süsler güzü İstanbul
Zaten ilkbaharın yüzü İstanbul.
Görenler gezenler şahittir buna,
Cennetin bir küçük cüzü İstanbul.
Kız erkek beraber yaşar elbette
Evi barkı ortak tutun çocuklar…
Eğlence de bol olur muhabbet de
Dans mans yapın, stres atın çocuklar…
Üçüncü kişiymiş şeytan arada
İster koltuğa otur, ister yer minderine.
Kalkacağın gün, saat yazılmış kaderine.
Memur idim; yükseldim, makama geçtim deme
En sonunda inmek var iki metre derine.
Bir yanında acı dolu gerçekler,
Bir yanın boyalı, cilalı dünya.
Bir elinde renk renk güller, çiçekler
Bir elin sopalı, palalı dünya.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!