Geçmiş seneleri döktüm eleğe
Alta tatsız tuzsuz günler döküldü.
Dolmuş hepsi ömür denen şeleğe
Taşıdıkça gözden kanlar döküldü.
Sandım yaşım yaşadığım kadarmış
Gönüldür bu güle dokunmak ister,
Dikenine bile dokunmak ister.
Türkü yakıp saçının her teline,
Şu mızraba, tele dokunmak ister.
Tuzaklar çok gizli tertipler net de
Kara eller dokunuyor Mehmet’e.
Tiril tiril gezsin diye cennette
Ak kumaşlar dokunuyor Mehmet’e
Arzusu en yüksek makamı seçmek
Gönül gelmek istiyor da yanına
Tedirgin ayağım yola dolaşır.
Ne zaman başlasam hal beyanına,
Kelimeler sakar dile dolaşır.
Gözlerden akmaya başlayan pınar
Gözleri Fener’di, saçları Moda,
Havalıydı Etiler gibi o da.
İmkânsızdı cilvesinden Kurtuluş
Hep Bebek gibiydi; sade naz, eda.
Canım de oğula, cicim de kıza
Onlar gülerse gül, ağlarsa ağla.
Helal süt emmişse çıkmaz arıza,
Çekinme sırtını daya, bel bağla.
Kız erkek fark etmez; evlat evlattır
Görüverip bunca müşkül halımı,
Neme lazım diyen dostlar sağ olsun!
Dar günlerde basıverip çalımı,
Ortalıktan tüyen dostlar sağ olsun!
Dosta doğru yürümekten erinen,
Devamlı bu anı bu günü yaşa,
Yarınla kafanı yorma ha yorma…
Çivi gibi gelir saplanır başa,
Her şeyi düşünüp durma ha durma…
İhtiyacı yoktur kimsenin akla,
Dünya çocuklara kalsa,
Dört bir yanı park olurdu.
Üç gün çocukların olsa
Arada çok fark olurdu.
Ne soğuk ne sıcak bir harp,
Nereden bulursun bunca tipleri,
Ahmakların, salakların bir sürü.
Bir şekilde koparmış bak ipleri
Delilerin, manyakların bir sürü.
Mikroplar var; dört tarafı pis eden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!