Yıl Beş Yüz Yetmiş Bir, aylardan Nisan
Alemlere rahmet güneşi doğdu.
Habibullah oldu O Yüce İnsan
Kalplere muhabbet güneşi doğdu.
Zirvedeydi o gün; dalalet, zillet,
Düşlerim uğruna çaldım kapını
Geri çekemedim elimi gurbet.
Hesaba katmadım bu sert yapını
Perişan eyledin halimi gurbet.
Sermedin altıma bir küçük minder
Bal gibi incire, siyah üzüme
Baktıkça aklıma Haltanlı gelir.
Birisi bu nimetleri önüme
Döktükçe aklıma Haltanlı gelir.
Çirtiği değerdi koca bir bağı,
Bir yudum tatlı su, sunmazsa pınar,
Dudak harap olur, dil harap olur.
Beslemezse bir gövdeyi on damar,
Yaprak harap olur, dal harap olur.
Dere ne ki deryalarda yüzene
Aklımda küncülü kömben, “bastığ”ın
Dövmeden aşını unutmam Haser.
Lezzetten çıtlardı benli fıstığın
Fosunu, boşunu unutmam Haser.
Bakır kazanlarda kaynardı hedik,
Aklımda küncülü kömben, “bastığ”ın
Dövmeden aşını unutmam Haser.
Lezzetten çıtlardı benli fıstığın
Fosunu, boşunu unutmam Haser.
(Küncülü kömbeyi şirin bastığı
Seyreylerdim cemalini uzaktan,
Geceme doğan bir aydı Haserlim.
Yangın çıktı çaktığın o çakmaktan
Sesimi üç kuşak duydu Haserlim.
Varsın zaman damga vursun bedene,
Bir kış mevsiminde, şubat ayında
Terlemeden dolaş hele Hatay'ı.
Bir sıcaklık havasında, suyunda
Etkilemez soğuk çile Hatay'ı.
Yeşile doymayan aç gözlü şehir,
Otuz yıl misafir kaldığın yeter
Aklımdan, gönlümden git hadi gali.
Yüzsüz olma, biraz kibarlık göster
Gülsüm, Haçcam gibi bit hadi gali.
Gelme, elimde var taşımda artık
Hakim olsam çenesi düşük iti,
Kulaklara hürmetten tutuklardım.
Ufak demem inan pireyi, biti
Taşıdığı illetten tutuklardım.
Haklıyı haksızı asla bir tutmam,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!