Emin ol koskoca dağları delmek,
Seni unutmaktan daha zor değil.
Tatmadım, bilemem nasıldır ölmek
Tek bildiğim aşk öyle bir sır değil.
Mazlum da diyemem sana zalim de,
Nedendir bunca hırs, bunca ihtiras;
Hissemiz beş metre bez değil midir?
İstersen doksana, doksan beşe bas,
Varacak en son yaş yüz değil midir?
İbretle gez dünya denen küreyi,
İnsanı tanımak yetenek işi
Gölgesi değişir, izi değişir.
Sabah öğle akşam üç farklı kişi
Günde en az üç kez yüzü değişir.
Hepsi değilse de yarısı kesin,
Böyle gelmiş böyle gider
Huyu değişmez dünyanın.
Sesi çıkmayanı güder
Beyi değişmez dünyanın.
Asla olmaz zayıfa yar
Geçmiş seneleri döktüm eleğe
Alta tatsız tuzsuz günler döküldü.
Dolmuş hepsi ömür denen şeleğe
Taşıdıkça gözden kanlar döküldü.
Sandım yaşım yaşadığım kadarmış
Gönüldür bu güle dokunmak ister,
Dikenine bile dokunmak ister.
Türkü yakıp saçının her teline,
Şu mızraba, tele dokunmak ister.
Tuzaklar çok gizli tertipler net de
Kara eller dokunuyor Mehmet’e.
Tiril tiril gezsin diye cennette
Ak kumaşlar dokunuyor Mehmet’e
Arzusu en yüksek makamı seçmek
Gönül gelmek istiyor da yanına
Tedirgin ayağım yola dolaşır.
Ne zaman başlasam hal beyanına,
Kelimeler sakar dile dolaşır.
Gözlerden akmaya başlayan pınar
Gözleri Fener’di, saçları Moda,
Havalıydı Etiler gibi o da.
İmkânsızdı cilvesinden Kurtuluş
Hep Bebek gibiydi; sade naz, eda.
Canım de oğula, cicim de kıza
Onlar gülerse gül, ağlarsa ağla.
Helal süt emmişse çıkmaz arıza,
Çekinme sırtını daya, bel bağla.
Kız erkek fark etmez; evlat evlattır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!