KISMET
Kimsesiz bir keman yayını çekiyordu;
Issızlığa vurmuş bir gecede.
Şehirler arası bir ayrılığa gebeydi zaman.
Ve mahzene dönen gönlümde,
Yalnızlığımı közledim her gece.
Pembe tenli zamanların nihayetlenmesine doğruydu.
Biten diğer aşklar gibiydi gidişin.
Acını değil, kokunu bırakmıştın bende,
kaybolurken gri bir gecede.
Kokun...
zamanla tutkuya dönüşen kokun,
Anadolu ve Mezopotamya'nın
Beyaza sevdalı kadınıydım ben.
Doğduğumda başladı bana zulüm.
Ses tellerimi tanık tuttum suskun haykırışlarıma.
Ağıtlara yatırdım acılarımı bir cumartesi günü.
Öznesi değildim hiçbir savaşın,
Bulutlar yağmur taşır sanırdım
Melankolik yüreklere.
Nerden bilirdim zehri de yüklenip saçacaklarını,
Bir bahar vakti Halepçe'nin üzerine
Yaşam Bir oyun sahnesidir.
W.Shakespeare.
Ne çok rol varmış evrende bürünecek,
Rüzgarın ılık elleri yanağıma dokunup,
Kaçtığında anladım.
Kırklar Dağı'nın eteklerinde,
Kulaklarımda Suzan Suzi nağmeleri.
Dudaklarımda müstehzi bir tebessüm...
Karşımda moderniteye direnen
Ve uzun dünlere uzanan Hevsel Bahçeleri...
Ayrılık otu gibidir umarı olmayan sevdalar.
Girer aranıza hayatla koparmak için bağları.
Pusu kurar en güzel düşlerinize,
Çöreklenir parmakları açılmayan yumruk gibi bağrınıza
Dönenip durur ruhunuzda arttırmak için kederi,
ömr-ü hayatınıza yer tutup ihtişam sürmek için.
Fısıldadım yarimin kulağına.
Dedim ki;
Ey yar!
Yorulmaz benim güneşim
Tanrılar yoldaşım
Taktın ya aşkın tacını gönlüme
Tarihsel aşklar vardır ya,
Mem u Zin gibi örneğin
ya da Tahir ile Zühre.
Demişti ya usta;
Tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da...
İçimdeki sevgiyi ihlal ederken ben
Yüreğim izbe bir mahzende kilitliydi.
Yer yer kuytulukları olan,
Issız ruhumu gizlediğim,
Kimi zamanda boğduğum
Kör bir mahzen...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!