Çocukluğum kör bir sevgisizin
Çatallı sesinde öldü.
Oysa merhametli bir annenin
Saçlarımı okşaması kadardı
İyileşmesi kederimin.
Yokluğun volta atıyor yüreğimde.
Karanlık bir sokakta boğuyorum adını,
Geceye asılı kalıyor adının heceleri.
Oysa sözü vardı bana düşlerimin,
Adınla yazılacaktı gecenin demleri.
Seni bunca severken,
Koy dikenlerini ait oldukları yere.
Gül ol,gel bana.
Daha çok sarılayım,
Mis kokulu kalbine
Kalbim ölmeden az önce,
Hemen oracıkta bıraktım
Yağmalanmış umutlarımı.
Ve annemin yüzümdeyken yüzü,
Ettiği ahları koy verdim ardımda.
-Gün yüzü görmesin kalbiniz-
Anlamsız artık gittiğin uzaklardan geri dönmen,
Kabukladığında kalbimin damarları yokluğunun ertesinde.
Gecenin en acımasız anında gelmeliydin oysa.
Ki en çok duvarlarla konuştum o uçurum dibi zamanlarda.
Kalbi kanadı onların da ben her sızladığımda.
Belki de olmayacak düşlerin peşinde koşmaktı
Yaralı ve ezeli bir kentin isli surlarında
Güneşin kızılı gözlerine tutulmak.
Gökyüzü o kadar dardı ki
Sığamıyordu hiçbir yıldız.
Kalbimde tatlı bir telaş..
Ve içimde minik bir serçe
Onarıyor yara almış düşlerimi.
Kral yolunda ilerliyorum
Mezopotamya'nın göbeğıne.
Sevdiceğim,
Sevmek güneşe sarılmaksa
Özlemek alevleri avuçlamaktı.
İhanet etmedim hiç yokluğundaki varlığına.
Kırgın bir papatyanın yapraklarını da etmedim kurban.
Şimdi ben ne yapıyorum biliyor musun?
Oturmuş bir kuytuda yaralarımı ölçüyorum,
Hangisi daha derin diye.
Sevdiğim her adam eski bir bahar kalbimde
Çok sevdim arşa gitti kalpleri.
Orantısız bir duygu seli.
Yeni baharlarsa yakın kışların uzağında.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!