Gülüşü dağ kekiği kokulu sevdiğim,
Yağmur hangi makamda ağlar, bilir misin
Uçsuz bucaksız yokluğunda?
Şilanlar nasıl boynunu eğer,
Cılız su kenarlarında?
Zaman diyorum sevgili,
Usta bir nakkaş gibi nakşeder yalnızlığı.
Ne gariptir ki ustaca yalnızlaşıyoruz,
Modern zamanlarda yol alırken.
Ben de diğer tüm ikincillerdim.
Botan'da aşk kutsanıp ebedileşirken
Bir mum da bana yak.
Zira içimde uzun soluklu bir dengbej,
Aşk-ı klam yapmakta.
Kendi hayatımın lirik kahramanıyım ben.
Rengarenktir duygularım...
Kimi zaman güneşe sevdalanırım,
Kimi zaman da buluta.
Taç yaparım bazen yalnızlığı ruhuma,
Yaralı bir coğrafyanın iki sevgilisiyiz biz.
Hasretimiz o yüzden bakidir,
Garip bir yazgı gibi...
Çok olur hikayeler kadim coğrafyalarda,
Bizimkisi de içlerinden biri.
Delal,
Yüreğimin kuytuluklarında kısa ömrüne inat
Uzun ömür geçiren bir kelebek uçtu bahara doğru...
Bilirsin, uzundu eskiden kış geceleri.
Ve karanlık...
Sevdiğim,
Bilirsin sen de,
Görmedi kimse Mezopotamya'daki acıyı.
Ve duymadı ürkek bakışlı çocukların çığlığını.
Güneş her daim doğar ama
Yaşanan karanlıktır hayatın ortasında.
Yağmur yağıyor yine şehrime, sevdiğim
Hüznü de dağıtıyor melankolik yüreklere
Akan her bir damla.
Seneler seneler evveldi
Hüzünbaz değildi şiirlerim
Ah yarim!
Sökülmüs bir kalbe
Yama olmaz bilmez misin?
Oysa ben aşkın kalbine oturtmuştum baharı.
Zozan zamanıydı vuslat.
Ah zalim Leyla!
Deli kadınım benim.
Karanlığın aydınlıkla buluşabilirdi,
Ahmed Arif'in derinliğine varabilseydin eğer...
Ki kurban olmuştu kalem tutan ellerine,
Diyarbekirle eş tutarken seni.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!