-ahh kafam! kim attı o cevizi çıksın ortaya çabuk -ne oldu oğlum -biri kafama ceviz attı -kargadır -anlaşıldı senin başınada düşmüş birşeyler -ciddiyim bak hani hep şu dalga geçtiğimiz çirkin dediğimiz karga varya cevizi çok sever ve kırmak için gagasıyla yakalar sert bir zeminin üstünde yükselir ve cevizi salıverir aşağıya -ya sen işletme okumuyormuydun -evet -e nereden öğrendin bunu.. ilginç.
istanbulda ve ankarada çalıştım bu firmayla.. farklı bölgeler olsada çalışanlarının hepsi çok hoş insanlar dağıtıcılarından teslim alıcılarına kadar.. reklam koktu biraz ama yiğidi vur hakkını yeme
rüyamda, fezadan yeryüzüne düşen bir taş buluyorum buğday tarlasında. taşı elime aldığımda hala soğumamış olduğunu görüyorum taşı elimle ikiye ayırıp arasına cebimden bir mısır tanesi koyuyorum kapatıp tekrar toprağın altına gömüyorum arkamı döner dönmez başımda bir gölge kafamı kaldırdığımda ektiğim mısırın büyüdüğünü yapraklarında çocukların oynadığını görüyorum -kimsiniz diye bağırıyorum ve bir sessizlik.. ve bu sessizliğe uyanıyorum...
böyle bir rüya görmedim ama Allahtan böyle bir rüya görmeyi diliyorum..
isteyipte yapamadığım bir şey daha var benim isteme zamanı ölümle eş zaman madem ey ölüm sen varsın ve duydumki beni arıyormuşsun -ki sen beni bulamasanda ben kendimi sana teslim edeceğim- o halde istiyorum tanıdığım herkesten özür dilemeyi ve ayaklarına kapanmayı beni affetmeleri için ve beni hoyratça kullanmalarını savurmalarını ordan oraya tekrar be tekrar heyhat ki ben bunu yapamam yapamadım ve galiba yapamayacağım.. izzet bir kalın perde..
casper..
-ahh kafam! kim attı o cevizi çıksın ortaya çabuk
-ne oldu oğlum
-biri kafama ceviz attı
-kargadır
-anlaşıldı senin başınada düşmüş birşeyler
-ciddiyim bak hani hep şu dalga geçtiğimiz çirkin dediğimiz karga varya
cevizi çok sever ve kırmak için gagasıyla yakalar sert bir zeminin üstünde yükselir
ve cevizi salıverir aşağıya
-ya sen işletme okumuyormuydun
-evet
-e nereden öğrendin bunu.. ilginç.
-olmuyor olmuyor olmuyor
-ne olmuyor
-patlıcan olmak istiyorum 2 gündür uğraşıyorum
-ee
-ne eee si olmuyor işte bir türlü o kıvamı yakalayamadım
bakkala borç takmış arkadaş
dayanamıyor artık
istanbulda ve ankarada
çalıştım bu firmayla..
farklı bölgeler olsada çalışanlarının hepsi çok hoş insanlar
dağıtıcılarından teslim alıcılarına kadar..
reklam koktu biraz ama
yiğidi vur hakkını yeme
...olsa keşke..
tabiki yaşar
enfes bir şarkı
rüyamda,
fezadan yeryüzüne düşen bir taş buluyorum
buğday tarlasında. taşı elime aldığımda hala soğumamış
olduğunu görüyorum
taşı elimle ikiye ayırıp arasına cebimden bir mısır tanesi koyuyorum
kapatıp
tekrar toprağın altına gömüyorum
arkamı döner dönmez başımda bir gölge
kafamı kaldırdığımda ektiğim mısırın büyüdüğünü
yapraklarında çocukların oynadığını görüyorum
-kimsiniz
diye bağırıyorum ve bir sessizlik..
ve bu sessizliğe uyanıyorum...
böyle bir rüya görmedim
ama
Allahtan böyle bir rüya görmeyi diliyorum..
Günahtan kaçınmayan bilgin,
meş'ale tutan bir kördür;
doğru yolu gösterir, kendisi görmez
şeyh sadi
isteyipte yapamadığım bir şey daha var benim
isteme zamanı ölümle eş zaman
madem
ey ölüm sen varsın
ve duydumki beni arıyormuşsun
-ki sen beni bulamasanda ben kendimi sana teslim edeceğim-
o halde istiyorum
tanıdığım herkesten özür dilemeyi
ve ayaklarına kapanmayı beni affetmeleri için
ve beni hoyratça kullanmalarını savurmalarını ordan oraya
tekrar be tekrar heyhat ki
ben bunu yapamam
yapamadım
ve galiba yapamayacağım..
izzet
bir kalın perde..
izzet önünde perde -mi-
heyhat!