bir masal biter sessizlik başlar kalbini okşar uyutursun gözlerin dolar avuçların terler bir yalan söyler avutursun avunursun yerle bir olmuş bu yıkık dökük şehre bir şarkı söyler susturursun.......................................
Bir dilek tut Kapatma gözlerini Koparmadan yapraklarını papatyaların Kaybolmadan İskambil kâğıtlarında İçinden geçir sessizce Işığın yön versin karanlıklara gizlice
Dilek yüklü labirentinde Dilersen ben olayım Memleketim olsun gülümseyen Alın teri koksun elleri Sevgiye acıksın beyinleri Kim sevmez ki? İnsana değer verenleri
Bir dilek tut içinden Ürkmesin güvercinler Tutulmasın dili çocuğun Emeklesin, emek versin Toprak koksun parmakları Gözleri yosuna aksın Ağlamasın, ne de mahzun baksın
Bir dilek tut kendince Gel dinleme beni Olur olmaz zamanlarda Verme kimseye dümeni Sen en iyisi, sen ol Onurun Tokat Kalesi gibi dikse Korkma gittiğin yol, güzel yol
Bir dilek tut insanca Ne ihanet olsun içinde Ne de yaşayan olmasın zalimce Serçe dost bilsin şahini Erisin kinler nefretler Canlar göz göze gelince
Bir dilek tut kendince Yakılsın tüm maskeler İnsansa insan çıksın Hayvansa hayvan, ortaya Yok olsun masmavi gökyüzünde Dünyayı siyaha çalanlar Baharı yaşasın güzünde Yarını düşünüp ağlayanlar...................................
Önce gözlerin değdi gözlerine, sonra ellerin ellerine... soluksuz kalındı uzun süre aslında bir yanılsamaydı; ne tenin tenine temas etti gerçekten ne nefesin nefesine ama duruyordu işte zihninin bir yerinde, aynı şeylere gülen, aynı şeylere ağlayan ve bedene ihtiyaç duymayan ruha yapışmış bir yamaydı aşk........................
Nefes alışın; umudum oldu Gidersen parça parça yok olup şehrin karanlığına gömülür ruhum.. Gülüşümün yırtılmış resmi kalır sadece köhne gecekonduların enkazının altında Eksilirim....
Sessizlik, sensizliğin yansıması Her sensizlikte çoğalır sessizliğim..................
Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı. Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim. Hayat merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm. Sen yoktun....................
Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibiydi, geçmek bilmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım. Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayal kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu, bense seni. Sen yoktun..................
Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. Sen yoktun...
Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi her parkı her ağacı ezberledim. sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım. ... Sen yoktun...
Gece soğuk ve sessiz Ayaz çöktü bir de yaralı yüreğime; Hazin bir ayrılık melodisi duyduğumuz lakin neydi seni böyle ağlatan? Ellerinin tutmaya mecali kalmamış Bedenin buz tutmuş ...titriyorsun! Ben sana yanıyorken Sen kime üşüyorsun?
Kimseye söyleme gidişini ben söylemedim. Elimde senin siparişin olmayan torbalarla geliyorum eve.. Ağlaya ağlaya öpüyorum yattığın yastığı yorganı Sanki beni az önce yolcu etmişsin gibi çıkıyorum sokaklara.. Üst komşuya hava atarak bi fiyaka bi görsen.. Ne garip bu insanlar! Bütün mahalle hatta alttaki bakkal bile seni geçen kasım öldü sanıyor... Ne garip bu insanlar! Hala her sabah bana selam veriliyor.. Sanki yaşıyormuşum gibi.......................
bir masal biter
sessizlik başlar
kalbini okşar uyutursun
gözlerin dolar
avuçların terler
bir yalan söyler avutursun
avunursun
yerle bir olmuş bu yıkık dökük şehre
bir şarkı söyler susturursun.......................................
Yataktan kalkar kalkmaz
Ayağıma cam kırıkları batıyor inanır mısın?
Saati kurmayı unutmuşum yine.
Sesinle uyanmanın alışkanlığı bunlar..
Gömleğim ütülü değil bu kez.
Az kirlenmişlerden giyiyorum..
Ya tamam uzatma!
Senin kabahatin değil..
Hem üstümde ceket var!
Belli olmaz sensizliğim.....................
Bir dilek tut
Kapatma gözlerini
Koparmadan yapraklarını papatyaların
Kaybolmadan
İskambil kâğıtlarında
İçinden geçir sessizce
Işığın yön versin karanlıklara gizlice
Dilek yüklü labirentinde
Dilersen ben olayım
Memleketim olsun gülümseyen
Alın teri koksun elleri
Sevgiye acıksın beyinleri
Kim sevmez ki?
İnsana değer verenleri
Bir dilek tut içinden
Ürkmesin güvercinler
Tutulmasın dili çocuğun
Emeklesin, emek versin
Toprak koksun parmakları
Gözleri yosuna aksın
Ağlamasın, ne de mahzun baksın
Bir dilek tut kendince
Gel dinleme beni
Olur olmaz zamanlarda
Verme kimseye dümeni
Sen en iyisi, sen ol
Onurun Tokat Kalesi gibi dikse
Korkma gittiğin yol, güzel yol
Bir dilek tut insanca
Ne ihanet olsun içinde
Ne de yaşayan olmasın zalimce
Serçe dost bilsin şahini
Erisin kinler nefretler
Canlar göz göze gelince
Bir dilek tut kendince
Yakılsın tüm maskeler
İnsansa insan çıksın
Hayvansa hayvan, ortaya
Yok olsun masmavi gökyüzünde
Dünyayı siyaha çalanlar
Baharı yaşasın güzünde
Yarını düşünüp ağlayanlar...................................
Önce gözlerin değdi gözlerine,
sonra ellerin ellerine...
soluksuz kalındı uzun süre
aslında bir yanılsamaydı;
ne tenin tenine temas etti gerçekten
ne nefesin nefesine
ama duruyordu işte
zihninin bir yerinde,
aynı şeylere gülen,
aynı şeylere ağlayan
ve bedene ihtiyaç duymayan
ruha yapışmış bir yamaydı aşk........................
Nefes alışın; umudum oldu
Gidersen parça parça yok olup
şehrin karanlığına gömülür ruhum..
Gülüşümün yırtılmış resmi kalır sadece
köhne gecekonduların enkazının altında
Eksilirim....
Sessizlik, sensizliğin yansıması
Her sensizlikte çoğalır sessizliğim..................
Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine.
Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için.
Beni ıslatan yağmur olmadı.
Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim.
Hayat merhaba dedi bahara çiçek çiçek.
Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm.
Sen yoktun....................
Senden gelecek bir tek haberi bekledim.
Saatler asırlar gibiydi, geçmek bilmedi.
Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım.
Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayal kırıklığını yaşadım.
Onlar beni duymak istiyordu,
bense seni.
Sen yoktun..................
Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. Sen yoktun...
Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi her parkı her ağacı ezberledim. sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım.
... Sen yoktun...
Gece soğuk ve sessiz
Ayaz çöktü bir de yaralı yüreğime;
Hazin bir ayrılık melodisi duyduğumuz
lakin neydi seni böyle ağlatan?
Ellerinin tutmaya mecali kalmamış
Bedenin buz tutmuş
...titriyorsun!
Ben sana yanıyorken
Sen kime üşüyorsun?
Hala sen varmışsın gibi
İki yastıkla yatıyorum..
Kimseye söyleme gidişini ben söylemedim.
Elimde senin siparişin olmayan torbalarla geliyorum eve..
Ağlaya ağlaya öpüyorum yattığın yastığı yorganı
Sanki beni az önce yolcu etmişsin gibi çıkıyorum sokaklara..
Üst komşuya hava atarak bi fiyaka bi görsen..
Ne garip bu insanlar!
Bütün mahalle hatta alttaki bakkal bile seni geçen kasım öldü sanıyor...
Ne garip bu insanlar!
Hala her sabah bana selam veriliyor..
Sanki yaşıyormuşum gibi.......................