- Göbekçi babaya bin göbek adadım, yaşlı bir adam olduğum için de ücreti mukabilinde birine ihale ettim. İhaleyi alan müteahhit fetbazın teki olduğundan göbek sayısından çalmış üstelik göbek yönüne aldırış etmeden yalap şalap yapmış işi. * Ee sonra? - Patlamış mısır var orada bak, ye!
Bir nefes çıktı içimden. Ev inledi, eşyalar, pencereler, sokak, sokaktaki çöp dağı, dağı eşeleyen it çetesi, taş evler, sokak lambaları, ayak sesleri, sarhoşlar, evsizler, neonlar, gece yarısı, çingene mahallesi inledi.
Baktım hafiften kendimle konuşuyorum, bastım şamarı yüzüme topladım yakamı, geldim kendime. Çocukluk günlerim kadınlar matinesi tadında bir müzikaldi. Horoz şekeri yerine müzik satsam zengin olurdum. Bırakmadılar! “hamam tası gümüşten, yeni geldim ben işten” olmadı mı, “tavşan gider ekine, kulakları dikine” Best Song of World… Tıkıştırdılar en az kırk kişilik bir sınıfa, “erken yatarım, erken kalkarım, beş yumurtayı sütle çarparım”, çiçekli bahçemizde güller toplarım...” Olmaz dedim, yürümez böye. Yanlış! böyle değil dedim, dinlemediler. Beş yumurtayı kim kaybetti ben bulayım, bizim apartmanda bahçe yok, çiçek yok, böcek yok. Olmadı! Maarif-i Umumiye Nezaretinin hazırladığı müfredat ile şarkılar arasında kaldım.
Yüzüne sürdüğün şey sadece boya ambulans muamelesi bekliyorsun.
Gurbetteki oğullara ve kızlara…
Bunu da bir anne baba yapmış, yapmasına da... ebe hatası sanırım
- Göbekçi babaya bin göbek adadım, yaşlı bir adam olduğum için de ücreti mukabilinde birine ihale ettim. İhaleyi alan müteahhit fetbazın teki olduğundan göbek sayısından çalmış üstelik göbek yönüne aldırış etmeden yalap şalap yapmış işi.
* Ee sonra?
- Patlamış mısır var orada bak, ye!
Bir kişi de dememiş ki Fransız yalakasıdır. Kendi halkına sırt çevirmiş Fransız pohpohudur... Sevdikleriniz mi? La bizim çevirmenler kabiliyetli.
bir yağmur yağsında bir şarkı çalsın?
Bir nefes çıktı içimden. Ev inledi, eşyalar, pencereler, sokak, sokaktaki çöp dağı, dağı eşeleyen it çetesi, taş evler, sokak lambaları, ayak sesleri, sarhoşlar, evsizler, neonlar, gece yarısı, çingene mahallesi inledi.
sonra bir kaç yalıçapkını...
kırlangıç
keklik
allı turna
serçe
en sevdiğim karga...
Kedi uzandığı ciğeri yer...
Baktım hafiften kendimle konuşuyorum, bastım şamarı yüzüme topladım yakamı, geldim kendime. Çocukluk günlerim kadınlar matinesi tadında bir müzikaldi. Horoz şekeri yerine müzik satsam zengin olurdum.
Bırakmadılar!
“hamam tası gümüşten, yeni geldim ben işten” olmadı mı, “tavşan gider ekine, kulakları dikine”
Best Song of World…
Tıkıştırdılar en az kırk kişilik bir sınıfa, “erken yatarım, erken kalkarım, beş yumurtayı sütle çarparım”, çiçekli bahçemizde güller toplarım...”
Olmaz dedim, yürümez böye. Yanlış! böyle değil dedim, dinlemediler. Beş yumurtayı kim kaybetti ben bulayım, bizim apartmanda bahçe yok, çiçek yok, böcek yok.
Olmadı!
Maarif-i Umumiye Nezaretinin hazırladığı müfredat ile şarkılar arasında kaldım.