Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kafkas
Tuna Kafkas

her uçurum; bir ovaya, sevdalıdır...

  • Sadreddîn Konevî hazretleri04.03.2026 - 07:02

    haftanın her günü, şehrin banliyösünden
    bulvarlarına inen bir işçinin yüreği gibi,
    kan revan içindedir garipliğim…,
    kalan ömründe gözü olmadan,
    varlığına gönülden muhiban bu ıssız insan,
    bir daha meşkimizin mümkünlü
    olmayacağının idrakiyle,
    ağır başlıca yasını tutar dururken,
    yine de sen hekimim iyi olmalısın,
    hiç olmadığın kadar diye, duacınım;

    bilirsin, teslimiyetti evet
    her ambulans sireni duyulduğunda okunan
    ayet/el kürsînin; kifayetsiz nefesler ve
    mecalsiz dudaklara kaldığı bir biteviyelikte,
    yazgıya boyun eğmek, asıl teslimiyet burada…,
    ve bu okumanın yapılması telkininiz,
    o desturlu tespitlerdendi,

    ve hülasa velev ki yoksam,
    taburculuk sonrasında günlerdir
    yanında yörende ve bugün de,
    üzülme e mi üzülme,
    zaten nicedir sadece çile çektirip,
    çağrına mütereddit halimle,
    vicdanını işgal altında tutuyordum…,
    kafesinden salıverilmiş bir güvercinin
    hürriyeti kadar ellerinde artık
    sana tahmil ettiklerimden azadlığın,

    bir uçuk turunç güle benzer o yüzün,
    yakışır mı o gece gözlere hiç hüzün,
    eğme öyle başını yetimce ve küskün,
    bir nilüfer gibi açsın durgunluğuma gülüşün,
    ki sen bildiğim tek elbistan türküsüsün…,

  • Derinliğine Kimse Sevgili Olamadı04.03.2026 - 07:00

  • haktan alıp halka vermek04.03.2026 - 06:58

  • ben içerdeyken04.03.2026 - 06:49

  • akla zarar düşünceler04.03.2026 - 06:44

    derviş gülüşü

    hoşçakal ve benden uzak,
    mülevveslerin kalbinde emmare nefsim,
    yine de hoşt çakal demiyorum, ve görüyorsun;
    ne denli inceldiği yerden bağlandığımı edebe ya hû…,

    elbette samanyolu galaksisine savrulan
    kahve çekirdeği kokusuydu hasret,
    ve sen;
    her daim smokinli,
    paytak paytak yürüyen bir penguendin,
    ya ben,
    bir yekpare orman çıtırtılarının ürpertisi…,

    benliğiyle efsunkâr o karaca nazarına bakamazken,
    yan yana fakat karşı karşıyaydık…,
    ve aynı yöne bakarken,
    o gece gündüz açık esnaf lokantasında,
    sabah çorbalarımızın buharı,
    birbirine karmaşıyordu…;

    ah;
    aşk…,
    yüreklerimizin buzulunda,
    kızakla kayan bir çocuğun,
    hırkasına sakladığı çekiç ile kırmasıydı buzu…,

    ve kulaç attık farklı iklimlerin soğuğuna ve,
    şimdi titriyoruz tir\tir, ayrılık deyince...,
    ki ayrılık,
    yüzümün atlasına sinen,
    çam kokusu ile,
    kar tebessümleriydi…,

    bu son sözümüz olsun varsın,
    tamam dedik,
    bitsin…,
    söz verelim peki,
    orta mescid kıraathanesinin,
    ikramı kabul görmez bir fincan kahvesinin hatırsızlığına…,

    peki ve bir peki daha,
    öyle duruyorum karşında,
    tamamlanmamış bir sapak çayevi heykeli gibi,
    öyle duruyorum,
    taş kesilmiş bir taş bağırlı gibi,

    bir martı leş niyetine didikliyor kalbimi ve
    goncalarındaki hakikate aklımın ermediği,
    bir gül bahçesi soluyordu sanki kalbimde…,

    ve işittik,
    /tamam mı
    dedi…,
    gaiplerden bir sesti,
    duyduk…;
    sol yanım liğme liğme,
    alıp bir morg masasının üstüne attım
    öylece attım solumu; soluğumu,
    rayından fırlamış bir tren kadar
    şaşkındım,
    etrafa saçılan eşyalar gibi,
    anlamsızdım,

    içimin çatlağından sızan korku,
    aklımın tavanından yüreğime damlıyor;
    küfff kokusu,
    nem kokusu,
    ölülü masada sol yanım,
    zuhûratın tâbisi tel örgümüzdeki,
    parçalarımı topluyorum…,

    bir martının gözlerini oyup,
    çıkmış gözlerinin yuvalarına,
    iki okyanus bilye yerleştiriyorum,
    öylece…;

    bir kardan adama havuçtan burun yapar gibi,
    musafahasız,
    böyle hazin, noksan ve tamamlanmamış,
    tek kelime edemezken sükûtuna,
    ve o buz gibi masada,
    sol yanım ezik bir gül gibi ağlarken,
    böylece,

    böylece son bulmalı,
    zincirlikuyunun asrî kokusu…,
    karacaahmetin derviş gülüşü,
    ah;

  • atabetül hakayık04.03.2026 - 06:41

  • sahur vakti04.03.2026 - 06:40

    ömre bedel anlarımız olacaktır diye,
    mırıldanırken sen hekimim göz gözeydik,
    soran bakışlarla…;
    anılara ka/l/r/dığımız bunca ay sonrası,
    hızır/ilyas sohbeti misali ve
    bir sahur vakti işte yine şimdi,
    ve bir yanda tan yeri,
    bir yanda saçlarım ağarıyor…,
    aziz hatıralarla yaşanan ve
    muhabbet bağları fasılasız,
    bir {/boş/enkaz/ ev} kadar,
    eş/siz; aşk…,

    erciyesten elbistanın gökyüzüne,
    kavisli bir kuşak atan ebemkuşağının,
    mordan başlayıp diğer renklerini
    üstten seyrederek sevinmek,
    muhabbete vesile sayıla dursun,
    dünyanın dışına çıkabilen yegâne renktir aşk;

  • ölüme selam vermek04.03.2026 - 06:38

  • ozanın kopuzundan aşığın sazına04.03.2026 - 06:27

  • şeyh sadi şirazi04.03.2026 - 06:25

    evet bir ah/sın sen,
    yekûnu simmsiy/ah bir ah,
    masumsun,
    ve dervişinim...,
    gözlerin bana derg/âh,
    fermanım elindeki padiş/ah,

    aşkınla ne üzgünüm ne de derbeder,
    sıyrıldım yaşamın yüklerinden hep birer birer,
    turuncu gülüm,
    gerisi boş,
    sen sağlığından ver haber;
    ömrüm geçiyor seninle,
    nerde tasa ve keder,
    açmış kucağını bizi bekliyor sonsuzluk;
    all/ah/uekber…,

    o/nun ismini anarken
    yâdıma gelen ismini sevdim,
    neyin varsa sevdim senin,
    neyin yoksa hepsini,
    ne o/na şirk koştum,
    ne de ruhunu yoldaşsız bıraktım…,
    eşsiz ruhunu sevdim,
    benliğimi sana verdim,
    ve daha ötesini bulursam aşkın,
    yine sana sunacağım,
    antik bir sunakta…,

    bir itirafta bulunacağım,
    kitapları dahi,
    bende bir tortu bırakmaları için değil,
    sana yazarken,
    daha güzel heceler bulabilmek,
    o zarif, hikem buhurlu sözlerine,
    daha denk cümleler kurabilmek için okuyor
    ve her satır arasında,
    seni arıyorum harf harf…,
    ah;

    yürürken rastladığım insanları süzüyorum,
    senden beyzadesinin olmadığını
    tekrar tekrar görmek için
    yeryüzünde…,
    ki yok hocam;
    bunca ömürlük kaybın üstüne,
    bahtımın yıldızının bu kadar
    parlayabileceğine inanmak,
    daha zaman alacak belli ki ve/ss/elam…,

    çile kitabımın yakamozu saçlarıma,
    artık tek bir tel ak daha düşmesin,
    sensiz…,
    diyârında kalayım hep,
    saklanayım üç kat perdeli halinin esrarına…,
    gözlerin;
    gözlerimin önünde olsun sürekli
    ve vakti geldiğinde,
    ötelerin ilhamlarıyla
    dizlerinde öleyim…,
    ah;

    hek/
    hekim/
    hekimim/

    yine de...;
    yoksunluklarımıza inat
    sevgili hüzünbazım,
    adın yankılanır tekrar tekrar içimde,
    çağırırım seni,
    sensiz yetimliğime,
    ki bilirim,
    olmayacaksan da ne bugün ne de yarın,
    yeni hatıralarımda,
    o kaçırdığın bakışlarının peşinde koşmak
    ve utangaç yüzüne bir daha bakmak
    istiyorum,
    ah;