altında kaldığını sandığın çığın, ne denli nefesinle eriyip giden, kar tanecikleri olduğunu görerek, ov o karlarla, aşkın narkozu altında, uyuşturduğun vicdanını arkadaşım ki; daima yan çıktığımız benliğe vedamız, bir yeni selama merhaba olsun…
ve, hiç muhabbetten aciz kalmasın hayatlarımız; ki bilirsin, ellerimize tutuşturulmuş avuntular ve oyuncakların hiçbiri tesellimiz olmadı… zaaflara vedalar nasuh mertliğinde, merhabalarsa, diriltici kılabiliyorsa anlamlı, şu beyanlarım deklarasyonum olsun ki insanlığa, vardığım menzillerden biri de ey yâren, aşkta talepsiz olmaktı… ama biliyorum, içgörünün tebliğini; benliği bilmek isteğidir kavuran o meşhur ben/i… ve hakikatine ermek istemektir yakıcı olan, ortadaki tüm medeniyet mefkûrelerinin özünde,
oysa marifet eriyebilmek emelidir zerrelikte… ve tepeden tırnağa niyaza değer olan da budur, anlıyor musun dilimi… ah
Bir çığın düşmesi sese bağlıdır Koptum, davet eden sese vurgunum! Döndüm döndüm... Çılgın gönlüm dağlıdır Sana kavuştuğum için durgunum Vurgunum ben sana, hâlâ vurgunum!
Ya acımasızca itmişim seni Ya da paramparça etmişim seni! .. Ne zaman bırakıp gitmişim seni? Arkandan koştuğum için yorgunum Vurgunum ben sana, hâlâ vurgunum!
Çığın kalbi vardı, sıcaklığı da... Hücre hücre farklı berraklığı da... Beyazda gizlenen ufaklığı da... Fark edemediğin için dargınım Vurgunum ben sana, hâlâ vurgunum!
Büyüyerek, ezip geçtim, her yeri! .. Uzaklaşmasaydın, gelseydin beri! .. Bir ceset olarak girdin içeri Hem mezarın oldum, hem de sorgunum Vurgunum ben sana, hâlâ vurgunum!
çığ
altında kaldığını sandığın çığın,
ne denli nefesinle eriyip giden,
kar tanecikleri olduğunu görerek,
ov o karlarla,
aşkın narkozu altında,
uyuşturduğun vicdanını arkadaşım ki;
daima yan çıktığımız benliğe vedamız,
bir yeni selama merhaba olsun…
ve,
hiç muhabbetten aciz kalmasın hayatlarımız;
ki bilirsin,
ellerimize tutuşturulmuş avuntular
ve oyuncakların hiçbiri tesellimiz olmadı…
zaaflara vedalar nasuh mertliğinde,
merhabalarsa, diriltici kılabiliyorsa anlamlı,
şu beyanlarım deklarasyonum olsun ki insanlığa,
vardığım menzillerden biri de ey yâren,
aşkta talepsiz olmaktı…
ama biliyorum,
içgörünün tebliğini;
benliği bilmek isteğidir kavuran o meşhur ben/i…
ve hakikatine ermek istemektir
yakıcı olan, ortadaki
tüm medeniyet mefkûrelerinin özünde,
oysa marifet eriyebilmek emelidir zerrelikte…
ve tepeden tırnağa niyaza değer olan da budur,
anlıyor musun dilimi…
ah
ki şimdi,
umutsuz terkide,
nasıl düşürmem yüzümü,
mazlumları çığ gibi artan bu çağın,
yürek dağlayan,
kan merkezi kapılarında,
ah;
..VURGUNuM BEN SANA
Bir çığın düşmesi sese bağlıdır
Koptum, davet eden sese vurgunum!
Döndüm döndüm... Çılgın gönlüm dağlıdır
Sana kavuştuğum için durgunum
Vurgunum ben sana, hâlâ vurgunum!
Ya acımasızca itmişim seni
Ya da paramparça etmişim seni! ..
Ne zaman bırakıp gitmişim seni?
Arkandan koştuğum için yorgunum
Vurgunum ben sana, hâlâ vurgunum!
Çığın kalbi vardı, sıcaklığı da...
Hücre hücre farklı berraklığı da...
Beyazda gizlenen ufaklığı da...
Fark edemediğin için dargınım
Vurgunum ben sana, hâlâ vurgunum!
Büyüyerek, ezip geçtim, her yeri! ..
Uzaklaşmasaydın, gelseydin beri! ..
Bir ceset olarak girdin içeri
Hem mezarın oldum, hem de sorgunum
Vurgunum ben sana, hâlâ vurgunum!
Onur Bilge
http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp? sair=42021&siir=589334&order=oto
İlk sayfadaki 3. şiir
soğuk fakat sandığım gibi hissedemiyorum. çünkü sert. betondan bir farkı yok. ölüyorum ama üşümüyorum; eziliyorum. oysa ben üşümek için haykırmıştım.
grup çığ..