Necdet Arslan Şiirleri - Şair Necdet Arslan

Necdet Arslan


''İnsanlar kitapları başka hiçbir şeyi tutmadıkları,özel bir tarzda tutar.Cansız değil de uyuyorlarmış gibi.
Çocuklar da çoğu zaman oyuncaklarını öyle taşır.''
O büyülü yapıtı ;Bento'nun Eskiz Defteri'nde böyle der John BERGER.
Acaba , diyorum Spinoza'nın anılan defterini aramaya koyulurken başka bir derdi mi vardı BERGER'in; bilemiyorum.
Wittgeenstein'in ''Dünyanın nasıl olduğu değildir gizemli olan, olmasıdır'' sözünden mi esinlendi kim bilir?

Devamını Oku
Necdet Arslan

Sonsuzluktan nasıl ayrılır acaba yollar? Biz neresinde ayrılırız sonsuzluktan?
Biraz korkutucu gelmesin bu sorular. Hangi zavallı durumumla ayrı bir yere koyacağım kendimi? Bu olmaz işte.
‘Yaşama tutunma ‘ ve ‘düşünme’ olgularının uyumunu yazınsal bir birliktelikle ; her ikisinin iç içe geçen karşıtlığıyla ; hata ritmiyle kurgulanmasına yoğunlaşıyorum.
Bir süre sonra sınırları aşmaya zorlanan vurgularına takılıp kalıyorum.
Felaketle yüzleşme korkusundan olsa gerek daha ilerisini merak etmeyişim. Öyle bir kaygı taşımasam ‘ben anlatıcı’ olmaya soyunurdum.Sürerlik durumunu alan bu iki olguya yol açardım.
Böyle bir ikilem içinde ‘söz’süz kalmak da katlanılabilir bir durum değil.

Devamını Oku
Necdet Arslan

Öteki kırılmalarımız ne zaman sonlanacak bilmiyorum. Bu nedenle kâbuslarımızın eksik olduğunu düşünüyorum. Kırılmaları ve kâbusları yan yana dizilen taştan noktalara benzetiyorum.
yan yana dizildikleri halde birbirleriyle kesişiyorlar. Birbirlerini 'öteki' durumuna getirmek için direniyorlar.
Onların neliğini ve nasıllığını duyumsamalardan yola çıkarak çok iyi biliyoruz biz.
Tanık olduğumuz değişimlerin, başkalaşmaların ve dayatılan içselleştirmelerin bu iki olgudan kaynaklandığını söylemek olası.
İçinde kırılmaların ve kâbusların olmadığı ya da ayırdında olmadığımız yok ediliş sürecinden payımıza düşeni almaktayız.
Yaşamı özgün kılan bambaşka bir kamaşma sorunsalı bu. Herkesi en zor olan gündeme kavuşturma uğraşıyla mı beslemek istiyorlar.

Devamını Oku
Necdet Arslan

derelerin derinliklerine bastık narin mührümüzü
yüreklerimiz yabancı bir gökyüzünde şimdi daha da yabanıl


zılgıtlar yankılanır zılgıtlar susar nefretlerimiz gariban
tüm geçmiş zaman bahçelerinde şimdi kanlı bir düğün dernek

Devamını Oku
Necdet Arslan

Böldüğün sakızın öteki yarısını
Bana uzattığın o akşamı
Metroda birbirini arayan tedirginlikleri
Yüzündeki morlukları iskeleye bırakmaya çalışanları
Suçüstülerle dolu ağustos günlerini
Anımsa…

Devamını Oku
Necdet Arslan

sesin nerdeyse serilir deniz
o kulaçlarla dalgalardan , hırıltılı sözcükler de
sınırından çarpar görüntüler
sessizliğin dalın en ucundaki yarılmış mor incir
aslında sıçrayışı o hırçınlığın

Devamını Oku
Necdet Arslan

yorgun su(r)ların ortasına
ötelerde kalıyor o yağız geceler


yitirilmemiş kokular kaldıysa eğer
sokaklarına geldim

Devamını Oku
Necdet Arslan

söylendi
ya da giz olarak kaldı
hiç önemli değil
doğruyu yenmek içinse hele de bu eylemlilik


Devamını Oku
Necdet Arslan

Seninle ırmaklarında kaybolmak sevgiyle yıkanan geçmişin
Ardıçlardan güvercinler kaldırmak gökyüzüne
Tavşanların peşinden bahar şarkıları söyleyerek koşmak gibi örneğin

Ne güzeldir adımlarını bıraktığın çığırlardan izini sürmek
Şahikalarına düşmek bir renkli uçurtma gibi

Devamını Oku
Necdet Arslan

giz'di
kurşun iplikle tutturdum tine


içine kapanık mavi
eli ışının kıskacında

Devamını Oku