Gelen gideni aratır diye öğrettiler bize
Değişiklik istedik bu öğretiyi bile, bile
Yaşamak için daha iyi hizmet alan kentte
Değişiklik yaptık yirmi dokuz martta
Bekledik makul sayılacak bir süre
Âlemim de bahar yok
Dört mevsim soğuk kış
Yolu düşmez sineme
İçinde sevda olmayan bakış
Küsmüş tomurcuk Gül'e
Esme rüzgâr, deli, deli esme!
Kıracaksın, dikkat et, kanadını kolunu!
Çiğ düşecek, seher vakti gonca üstüne,
Açmadan solduracaksın dalında gül’ü!
Bilmem, hangi dağdan alırsın, bu gücü?
Deresi ırmağı cennet Vatanım
Hiç bitmez kör kurşun atanım
Sular toprağımı her kurşun al kanla
Yüreğini deler Ayşe’nin Fatma’nın
Kalleşi çok yiğit yok hiç soyunda
İnat etti kalemim yazmak ister Seni
Bakamam yüzüne kamaşır gözlerim
Yağı biter şaşkınlıktan görse Güneş’in
Eşin ve başka bir benzerin yok tek’sin
Dağ taş dil dudak zikrederken tutuldu
Ne bir harf ne bir kelime
Komşuda pişmez cümle
Muhabbet kuşum özgür
Zincir hiç yakışmaz diline
Saz benim söz benim
Verin duvarda ki asılı duran kamçımı elime
Kırbaçlayacağım âlemin suratını ellerimle
Bir topaç gibi döndüreceğim onu olduğu yerde
Akıp gitmeyecek su gibi geri dönecek battığı yere
Tarih şahit Türk’ün yazdığı binlerce Destana
Saat tik tak ilerliyor yüzüncü yaşı kutlamaya
Bu öyle bir destan ki akıl yetmez derinliği görmeye
Ne zaman ne imkân yeter Conkbayırını yazmaya
Kangren bu yara, İflah olmaz!
Baştabip de derman bulamaz,
Hangi yöne çevirsen başını,
Düz çıkar istim, arı burundan…
Ne şömine, ne dökme soba,
Dur!
Kaçırma gözlerini başın öne eğilmesin
Gözlerimin içine bak içten içe gülümse
Kin ve nefreti söküp alacağım ellerimle
Yüzünden düşen bin parça cam kırığı
Bakışın buz gibi salkım saçak
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!