Bir rüzgâr bir bora her yer fırtına
Buruk acı söz endam nazar ekşi
Çatlar taş olsa kırılır granit kaya
Sis çöker çiğ düşer hayal Deniz’ine
Esme rüzgâr dur bora kar tipi bitsin
Deniz’im parçalı bulutlu dalgalı
Hayalim için için yanıyor gamlı
Sıcak bir yaz günü
Gediz’e kartal bakışı bakan
Ulu Caminin gölgesinde
Dinliyorum kıyıya vuran dalgaları
Yeşil başlı ördek gibi
Üryan bedenini atmışsın
Serin suların kollarına
Çıplak tenini okşarken sular
Kıskanır gökyüzünde seni melekler
Horasandan çıktın yola
Mekke Medine, Bağdat
Şam’da var güzergahta
Anadolu açmış, kucağını
Çağırıyor basacak bağrına
Malatya, Erzincan, yaylası
Belik, belik örecektin hani
Kınalı saçlarını
Kasırga esse kopmayacaktı
Tek teli
Birlikte yürüyecektik
Gülizar’a el ele
Baharı beklerken kış geldi geri
Gül dalında gonca açmadı soldu
Kar lapa lapa yağıyor saçlarıma
Kış bitti derken yaz yok ufukta
Çiğ düşmüş lale yapraklarına
Küpe
Yine takmış kulağına küpeyi
Sallamaz, örfü, âdeti, töreyi
Unutmuş, memleketi yöreyi
Görmemiş, akarsuyu dereyi
Eskiden Bizim köyde genç kızlar takardı
Bir rüya gördüm bu gece
İçinde saklı rüyanın
Bir bilmece
Saymadım kaç kelime
Gökyüzünü, mekan tutmuş,
Gözü yaşlı bulutlar.
Her damlaya kucak açmış,
Suya hasret topraklar.
Tir, tir titriyor,
Öpülmeye hasret dudaklar.
Yarışma düzenlemişler,
Sultanım!
Mimarlar yarışacakmış,
Eserleriyle.
Dizilmişler sıra, sıra;
Ellerinde maketleriyle.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!