Kara gurbet karadıkça karardı
Deli gönül bizim eli arardı.
Senelerdir betim benzim sarardı,
____Nerde benim mor sümbüllü bağlarım.?
____Yad ellerde boynu bükük ağlarım.
Yayları burcu, burcu kekik kokardı,
..
Kaybolmuş yollardaydık, gecenin bir vaktinde,
Sokak fenerlerinin loş ışığında, el ele yürürdük şarkılar söyleyerek.
Yürüdüğümüz, bilmediğimiz yollardı, fakat umursamazdık,
Çünki hep sevdiğimiz şarkılardı söylediklerimiz.
Narçiçeğim, yaban gülüm, buram buram mor menekşem!
Bütün çitleri yıkar, özgürlüğe salardık içimizdeki atları,
Senin gözlerinde zeytin yeşili umutlar, dudaklarında elma baharı bir gülüş,
..
Aynı duruyorlar bak mor sümbüllü dağlarım,
Fakat nereye gitmiş bol üzümlü bağlarım! ..
..
Çiçeği çiğdem olsun üstündeki urbanın
Mor koyunu azat et, ben olayım kurbanın
..
Şuralara kara çalayım Sağına soluna Mor Hiçliğin Dibinde Kapım Gel Beni Yokluğuma Sor Pencereler camsız olacak Dilsiz Kulpsuz Kapılarım Yürek gam terk zamansız Kahpe sarmış solum sağım... Çimenlere kahve dökeceğim Ağaçlara telvesini Koparsınlar Dilimi Alacağım Hevesimi Yeşil e sarı bulaştıracağım Sarıya pembe katacağım Alt üst olacak düğüm karman Sırıtarak bakacağım İti Uğursuzu Kin le Kudurmuşu İplerini birbirine bağlayacağım Kıracağım kalemimi Koşup haykırıp ağlayacağım Aynur der ki bitti insanlık varsa da gitti Tek dişi kalmış itti O bile puştluğa yetti..
..
yag yamur yag camdan bakiyor çiçekler ip atliyor kizlar basini almis gidiyor güller yag yamur yag a budane? yoksa bir renk karmasasimi? tam yedi renk kirmizi turuncu sari yesil mavi lacivert ve mor çok güzel birsey yagmurda çikar ortaya
..
Yine ilkbahar geldi, açtı mor menekşeler!
Zümrüt gibi yeşerdi, şenlendi tüm köşeler.
Canlandı bütün doğa, canlandı kuru dallar!
Çınarlar yeşillendi, yeşillendi meşeler...
Bademler çiçek açmış tüm dalları kar gibi!
Erikleri sormayın, beyaz tenli yâr gibi!
..
Sen, kırmızı bakışlı gecelerin gözleri yaşlı, gönlü savaşlı kadını
Ben, mor saçaklı dağların savaşçısı, yüreği aşka sabıkalı adamı
..
Eğer sahip olabilseydim gökyüzüne
Sana bir yıldız verirdim geceden
Şöyle mor mor parlayanından
Ama yokum, yoksulum işte
Bir tek yüreğim var bana ait
Tertemiz, daha sıfır
Senden başkasının sevdası değmemiş
..
Şu karşı ki mor tepeler
Kaç asırdır inler durur
Aşk melodi yâr tepeler
Gâh raks eder gâh kudurur
Çok içlenmiş çokta yorgun
Hilafım yok garip durum
..
On bir ay açan
Güzel mor çiçeklerin,
Yaprak yaprak çoğaldılar,
Boy attılar, uzadılar.
Bakalım on bir ay açacaklarmı?
Yüzümü kara çıkartmayın,
Siz başkasınız.
..
Şeref andı içildi de
Şarap mı, rakı mı
İçilmiş belli değil
Süt mü, çay mı
Su mu, ayran mı
Meşrubat mı içmişler belirsiz
Ama ileride iki renkliyi
..
Yazık oldu bu aşka...Oysa yeni giymiştim asker gömleğimi...Yanık mektup uçlarında saçının kokusu...Barut ve tütün geleneğiydi hayalin...Şimşir bir tarak kadar d...a olamadım oyasaki...Hani 100 yıl saklanan yarin koynunda...Yazık oldu bu aşka..Edgar Allan Poe nunda dediği gibi...Deniz dibi cinleri mi kıskandı bizi....Ne büyük bir sevinçmiş varlığın...Arefe günü yastığın üstü,yoragının altına konan kırmızı ayakkabı kokusu gibi... Ey Cahit Ey Nazım...neler yaşattı size bana yaşatan da ne kadar acı bastınız şu saman kağıda...Kolaymı gidişine mor sümbüller kurutmak,kolaymı bir varmış bri yokmuşu yeni hecelerle yazmak...Yeniliği lisanın kifayetsizliğinden... Halin beş durumundan öte derbederliğinden bilinmezliğin...Ekmek arası düşlerin vardı tam orasından paylaştığın...Birde cesur yüreğin...İskoç kızları gibi tepeden örerken saçlarını, meydan okurdun ispirto rengi kaderimize de bakar bakar dalardım...Bir aşık vardı oralardan, doğduğun topraklardanda şöyle derdi '' Bu dünyaya gelen garip yolcu,gelip de dünaya meyil verdin mi? '' Evet dünyama gelen bir garip yolcuydun...gittin ben bir garip oldum...Verdiğin meyilde son yaşımı buldum... Hala tutarmı melek yıldızı.. Bir ceylan boğazlanırmı gecenin orta yerinde... Ankara'da DENEMELER 1.1.3 ANKARA V.KEMAL KISADevamını Gör.
..
Hatırla bir gönül bahçemiz vardı
Dört mevsimi mor güller açardı
Çünkü sen mor gülleri çok severdin
Bensem gamzeli gülüşünü
Evrenin özeti gibi yaratılmış o muhteşem oluşunu severdim
Sensiz kalınca son baharı görmüş
..
Tütün kolonyasi derde yanik
Hallerde bi hal yol devriyesi kolacan gezmeden
Gitmis gezmis görmüs ve dönmüs ciralar aranirken
Yorgun yikmaya tam da yeridir kuytu sedir kurulu saat
Kurrabiyede gevrek üzüm ve bugday tahili sahanda sofra deminden
Toprak kokuyorsa elenmis süzülmüs bag bozumudur gelincikten ezele
Mor dedikce daglar mor susam, dereler yesil yosun ve caglayan cesmesi
..
Farkı İle Sende Simetri Bir Gökkuşağı
Bütün Lekeleriyle Pastel Bir Gülüş
Dokunduğunda Ağlayan Bir Mor
Sor Bakalım Maviye
Yada Kırmızıya
Ne Kadar Karışmak İsterler
Senin Gökkuşağına
..
Mor Menekşe
Seviyorumlar susunca
Çalı diplerinde zamanı dinler
Ninni tadında mor menekşe
Katran karası özlemlere inat
Direnir kuytuluk zamanlara
..
Sağımda leylak, solumda sümbül
Uyanır çocuk gönlüm
Der ki; uzat kollarını
Mor beyaz.
Bir yıldız doğar Andromedya'ya yakın.
Dallarında ufuklar uyur.
Ellerime dokunur,
..
Dün sadece uyanmıştım…Ve aniden bir çığlık koptu başımda…bişeyler kıpraşıyordu evet.. bişeylerin değişeceğinin kendiliğinden çığlığıydı bu..elim eteğim değmemişti..Ama birileri yaralanıyor, debeleniyor; egemen densize haddini bildirişin kırmızı kadınca çığlığını koparıyordu..acıyarak,kanarak.. küllerinden doğacağını bildiğinden ölüşünü hızlandırıyordu..ve ben, yarattığım kendini bilmez arayan çakal hallerimin tümden yüzümü kavrayan o eşsiz tebessümümü duvarla paylaşıyordum…duvarda kibirimi paylaştığım, beni gözleyen sahipsiz gölgeler vardı..sonra tenimdeki karıncalanmayı hissettim..ve tekrar o kibirli tebessüm ve duvarlar…Bu kirli,küçük aslında dalgacı gülüşümle tüm dünyaya “Nothing’s gonna change my world” diye haykırıyordum aslında evrenin karşı tarafına geçerken..Bir yandan da zamanın içimden delerek,deşerek kendi harakirini kendin yap ve ölüşünü kutla diye bağırdığını duyuyordum…bu kendin öl kendin doğ emri yarattığım benim yaptığım zamandan gelmişti aslında…yeniden üretilmek istiyordu bir nevi..sonra rez is under construction, bana dolanmayın diye yanan sönen bir tabela belirdi düşümde bir an.örülmeye başlandı duvarlar mor kiremitlerden.nice içinden uçurtmalar geçerdi bu duvarların..ve yağmurlar yağardı,şimşekleri çakardı kimselerin bilmediği dört köşesi,kenarından.doğurgandı…sporla falan da çoğalmazdı aslında tek hücrelerinden..o, çokluklardaki heterojenliği birleştirmeden kesiştirmeye inananlardandı..bir yerlerde okumuştu bunu ve savurgan ruhuna iliştirmişti.
..



