Gözlerin Salda Gölü,
beyaz kumları ise tenin.
Bedenin bir kum saati,
ben sahilinde bir bekçi.
Gözlerin Vezüv yanardağı;
patlıyor şehrimin üstüne.
Her yer kül rengi bulut,
lavlar sarıyor bedenimi.
Bir güç savaşıydı bizim hikâyemiz,
belki de içimizde büyüyen iki yalnızlıktı.
Aynı kalpte buluşamadık,
aynı bedende bir kader olamadık.
Göğün en mağrur yetimi sensin;
buzdan bir rüyanın kıyısında
susarak dönersin çağların etrafında.
Güneşten uzak,
Dünyanın beşte biri
bir avuç toprağa sığışır;
milyar nefes
aynı havayı
İnsanlık, hakiki yükselişin eşiğinde;
öfkenin azgın atını iradenin sağlam dizginleriyle
sükûnete erdirmeli.
Kırılgan ahlak, kristal bir vazonun narinliğinde,
Aynı dalda duran, iki kuş profiliydi sevgimiz.
Baharın gelişiyle yeniden can bulan,
Aynı yöne çırpardık kanatlarımızı,
Ufka umut taşırdık, bulutlarla yarışarak.
İlkçağın doğusunda uyandım bilgiye;
göğün sessizliğini yaran çocuk adımlarımla
çağların eşiğine vardım.
Anaximenes yükseldi sislerin içinden;
Habil’in kanı sızarken toprağa,
belirsizdi henüz ölümün yeri.
İnsan, kardeşini bıraktı boşluğa;
dağ sustu, yer sustu, gök sustu...
On beş yaşındaydı henüz.
Arjantin’de,
bir yanardağın soğuk alnında bulundu.
İnka’nın kadim inancında,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!