‘’Atlar tepişirken, eşekler öne geçti’’
Diye… İşte buna derler;
Bütün suç yedi cücelerde…
Onlar
Aralarında bir santim için çekişirken
Profili bir metre fazla olan kazandı
Çocukluğumda,’’ istersek eşeği bile meclise sokarız diyorlardı’’
Bu seçimde insana hakaret edenler yüzde elli iki oy aldı…
Bu başarıdan sonra onların ağzı anüs gibi çalışacak
Ve bu gübre hep düzgün insanlara fışkıracak…
Elli yıl sonrayı iyi gören politikacılar asıldı
Onların referansıyla gelenler kasıldı
Dünya bir futbol sahası ise,
Tanrı da seyirci ve hakem
hücum başlayınca kalemize
topu taç-a atarız terlemeden
Taç-ı olmayan saha var mı?
Yalancıların sözlerine inanıldı
Başlara taç yapıldı…
Tacı takanlar oyuna başlıyor
Sözcükler yoldaşım olsun
İster sözcükler önde ister ben,
Hayatım serüvenle dolsun
Sözcükler dökülsün kalemimden.
Mahmut yollara kurban olsun
Şikayetim sözcüklerin özgürlüğünden
Komple kapattı cenneti paralılar
Melek doğmuyor artık çocuklar
Doğarken sırtlanıp geliyor suçunu
Tanrı gücünde zamane ağalar
Affeder etraflarında dönenlerin soyunu
Tek adam, tek lider olmalı,
Kendinden başkası olmaz,
Kadınları şeytan bilir kitabı
Şeytana hiç güven olmaz
İki cinsiyeti birden taşımalı
Zürriyetsiz de krallık olmaz.
Çok gürültü yapıp Tanrıları uyutmadığı için insanlara kızan tanrılar, düşünmüşler taşınmışlar ve çözümü insanları yok etmekte bulmuşlar. Baş tanrı Enlil, bütün insanları yok edecek bir sel felaketi düşünür. Böylece gürültü kesilecek, Tanrılar güzel bir uyku çekeceklerdir. Su Tanrısı EA, Ultrapiştin’e, Tanrı Enlil’in bu kararını bildirir ve evini yıkıp kedisine büyük bir gemi yapmasını söyler. Ultrapiştin tam zamanında gemiyi bitirir. Güvenlikte olmayan bütün insanlar sel felaketinde yok olur.
Sel felaketinden sonra gemi bir dağın tepesinde karaya oturur.
İştar denilen bir başka Tanrı, Tanrıların bir başka sel felaketi göndermeyeceğine dair söz verir. Bu sözün göstergesi olarak da (siz imzası olarak düşünün) gök kuşağını yaratır.
Bildiğiniz gibi Gökkuşağını yılda bir iki kere ancak görebiliriz. O da kimi zaman net, kimi zaman yarım yamalak görülür. Yani tanrılar bile yaptıkları işte pek kararlı değildirler. İşte tanrılar bile sözlerine bu kadar sadık. Samimiyet samimiyetsizliğin içinde, gerçek sahtekarlığın içinde bu kadarcık…
Ama insanlar sözlerine ‘’bütün samimiyetimle söylerim ki…’’ diye başlarlar. Elde edemediğimiz gerçeklerin, doğruluğun yarattığı boşlukları sözlerle doldurmaya çalışırlar.
İşte bu gökkuşağının peşinde koşan insanlar, onun cazibesine kapılıp, her gün biraz daha bataklığa saplandıklarını fark edemezler
Taptaze papatyaların boynunu koparmış da
Fala bakmış ki, ‘’ne var siyasi gelecekte? ’’
Önceden haber verdi Lavukkoğluna
‘’sen gidicisin! ’’ diye…
O da sınır tanımadı dalkavuklukta
Bombok oldu şefin kıçına gire gire
Kolay geçirmek için Başkanlığı
Vurgu yapıldı zayıf noktalara
‘’Esas olan devletin devamlılığı’’
Devlet baskı aracı olunca…
Eksik olmaz onu ‘güçlendiren’ sopa
Devlet kimin hizmetinde acaba?




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.